Beslenme Desteği

NÖROLOJİK HASTALIKLARDA BESLENME DESTEĞİ

Şüphesiz ki beslenme, hepimiz için önemli olduğu gibi; epilepsi, otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, serebral palsi gibi nörolojik hastalıklarda dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur. Ketojenik diyet, glutensiz kazeinsiz diyet gibi diyet çeşitlerinin nörolojik hastalıkların tedavisinde kullanımının artmasıyla birlikte bu hastalıklara özgü beslenmeye ilgi her geçen gün artmaktadır ve beslenme özellikle “tıbbi beslenme tedavisi” adı altında hastalıkların tedavisinde yapıtaşı olarak yer almaktadır.

Yani sanıldığının aksine beslenme sadece “karın doyurma” demek değildir.

Ketojenik Diyet (KD): Nöbet kontrolünde açlık uygulaması 5. yüzyılda Hippocrates tarafından bildirilmiştir. 20.yüzyıl başlarında açık uygulamasının sonucu ortaya çıkan keton cisimlerinin antikonvülsan bir etkiye sahip oldukları saptanmıştır. 1921 yılında ise Mayo Clinic, büyüme ve gelişme için yeterli protein, minimum karbonhidrat ve enerjinin geri kalanını yağdan sağlayan diyetin, epilepsi atakları üzerindeki etkileriyle ilgili bir makale yayınlayarak günümüzde uygulanan ketojenik diyetin temelleri atmıştır. 1940’larda yeni antiepileptik ilaçların piyasaya sürülmesi ve o dönemin şartlarında ketojenik diyetin uygulamasındaki zorluklar nedeniyle bir dönem ikinci planda kalmış olsa da, 1990 sonrasında epilepsinin tedavisinde ketojenik diyet uygulamaları yeniden popülerlik kazanmıştır.

Beynimiz enerji üretiminde birincil olarak karbonhidratları kullanmaktadır. Ancak açlık veya ketojenik diyetle birlikte beynimiz enerji kaynağı olarak karbonhidratları değil yağları kullanmakta ve sonucunda keton oluşturulmaktadır. Ketojenik diyetin de kendi içerisinde klasik ketojenik diyet dışında modifiye atkins diyeti (MAD), orta zincirli trigliserit diyeti (MCT) ve düşük glisemik indeks diyeti (LGIT) gibi alternatif diyet çeşitleri bulunmaktadır. Günümüzde ketojenik diyetin türüne göre, genellikle başlangıçtaki açlık fazları artık uygulanmamakta ve hastane yatışına gerek kalmadan ev ortamında diyete başlanabilmektedir.

Ketojenik diyete başlamadan önce kişi multidisipliner bir şekilde değerlendirilmekte, ketojenik diyetin etki ve yan etkileri hakkında bilgi verilmekte, kanda veya idrarda keton ölçümü, besinlerin tartılması ve hazırlanması konusunda eğitim verilmektedir. Üç günlük besin tüketim kayıtlarının ayrıntılı tutulması, besin ve kıvam tercihlerinin öğrenilmesi ve kişiye önerilen ketojenik diyet çeşidine göre beslenme programları oluşturulmakta ve takibi yapılmaktadır. Sanılanın aksine, ketojenik diyette de kullanılan programlar aracılığı ve hasta-diyetisyen iletişimiyle her damak tadına uygun pek çok yemek tarifi oluşturulabilmektedir.

Glutensiz Kazeinsiz Diyet (GKD): Otizmin beslenme tedavisinde uygulanan yaygın diyetlerden biri de glutensiz kazeinsiz diyettir. Bağırsak beyin ekseninin gün geçtikçe önem kazanması ve yapılan çalışmaların artması “sızdıran bağırsak hipotezi”nin ortaya atılmasına neden olmuştur. Bu hipoteze göre, otizmli bireylerde bağırsaklarda bir inflamasyon olduğu ve bu sebeple bağırsaklarda bulunan epitel hücreler arasında oluşan boşluklardan normalde geçişine izin verilmeyen ve inflamasyon sonucu sindirilemeyen besin maddelerinin geçtiği öne sürülmektedir. Bu boşluklardan geçen ve kan beyin bariyerini aşarak kişide morfin etkisi göstermesine sebep olan maddelerin başında “gluten” ve “kazein” bulunmaktadır. Gluten, temel olarak buğdayda bulunan, kazein ise süt ve süt ürünlerinde bulunan protein yapısıdır.

Kişinin diyet için uygun olup olmadığı değerlendirilmekte ve sonrasında uygunsa glutensiz kazeinsiz diyet ile bu hipoteze dayanarak diyetten gluten ve kazeinin çıkarılmaktadır. Besin etiketlerinin okunması, alternatif glutensiz ve kazeinsiz ürünler hakkında bilgi verilmektedir.

Glutensiz kazeinsiz diyet dışında, otizmin ve nörolojik hastalıkların tedavisinde tedavisine sıklıkla kişinin cinsiyeti, yaşı, fiziksel aktivite durumu, antropometrik ölçümleri, eşlik eden hastalıkları, gastrointestinal özellikleri, mevcut beslenme alışkanlıkları da göz önüne alınarak kişiye özgü sağlıklı beslenme programları hazırlanmaktadır.

Unutulmamalıdır ki bir diyet tedavisi kullanmıyor dahi olsanız, sağlıklı beslenme tedavinizin tamamlayıcısı olacaktır.

“Besinler ilacınız, ilacınız besinler olsun.” Hippocrates

Dyt. Seda ŞENGÜZEL