Çocuk Nörolojisi ve Gelişim
Çocuğunuzun nörolojik sağlığı ve gelişimi için güvenilir bir adres
Prof. Dr. Burak Tatlı; epilepsi, gelişim geriliği, otizm ve çocukluk çağı nörolojik durumlarında tanı, tedavi ve düzenli gelişim takibi sunar. Şişli'deki muayenehanesinde ailelerle birlikte çalışır.
Bu site bilgilendirme amaçlıdır; muayene ve tedavi için randevu gereklidir.
Muayene ve Takip
Süreç
- Ayrıntılı öykü ve nörolojik muayene
- Gerekli tetkiklerin planlanması (EEG, MR, genetik)
- Tanıya yönelik tedavi planı
- Düzenli gelişim ve tedavi takibi
Duyurular
Bodrum'da evde yoğun terapi yaz kampı — öncelikle serebral palsi
Bu yaz Bodrum'da, öncelikle serebral palsili çocuklar için ev ortamında yürütülen yoğun ve bütüncül bir terapi programı düzenliyoruz (14–31 Ağustos 2026). Amacımız; çocuğun kas tonusu, postür, hareket ve fonksiyonel bağımsızlığını bilimsel, bireyselleştirilmiş ve aile odaklı bir yaklaşımla desteklemektir. Süreç bir ön değerlendirme görüşmesiyle başlar; 14 Ağustos'ta Prof. Dr. Burak Tatlı çocuğu kendi ev ortamında görüp güncel klinik durumunu değerlendirir, aileyle ayrıntılı görüşür ve terapi planına karar verir. 15 Ağustos'tan itibaren, alanında eğitimli partner uzman ve eğitimcilerin katkısıyla günde üç oturumdan oluşan (fizyoterapi, ergoterapi ve fonksiyonel uygulamalar) düzenli bir program uygulanır; içerik ve hedefler çocuğun gelişimine göre esnek biçimde güncellenir. Çocuğun ihtiyacına göre fizyoterapide Bobath (NDT) ve MEDEK gibi yöntemler, ergoterapide duyu bütünleme ve günlük yaşam becerilerine yönelik çalışmalar öne çıkar. Yoğun ve düzenli terapinin nöroplastisiteyi ve gelişimsel kazanımların kalıcılığını desteklemesi hedeflenir; sonuçlar çocuktan çocuğa değişir ve bir garanti anlamı taşımaz. Tanı, tedavi ve rehabilitasyon kararları klinik değerlendirme sonrasında Prof. Dr. Burak Tatlı tarafından verilir. Her aileye özel, kesintisiz bir program kurabilmek için kontenjan sınırlıdır.
Başvuru ve iletişimOtizm spektrum bozukluğunda yaz kampı
Serebral palsi programımızın ardından, otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar için de sosyal iletişim, etkileşim, davranış ve duyusal alanlara yönelik bir yaz kampı planlıyoruz. Ayrıntılar ve tarihler çok yakında bu sayfada ve sosyal medya hesaplarımızda paylaşılacaktır.
Muayene öncesi evde gelişimsel ön değerlendirme
1 Eylül'de başlayan yeni programımızda, uygun görülen çocukların gelişim, iletişim, hareket ve günlük yaşam becerileri kendi ev ortamlarında ilgili alanların uzmanlarınca gözlemlenir; elde edilen bilgiler hekim muayenesi öncesinde bütüncül bir ön değerlendirme raporuna dönüştürülür. Ev değerlendirmesi bir hekim muayenesi değildir; tanı, tetkik, ilaç ve tedavi/rehabilitasyon kararı klinik muayene sonrasında Prof. Dr. Burak Tatlı tarafından verilir. Hizmet ilk aşamada İstanbul'da sunulur; çok yakında İzmir, Kocaeli, Sakarya, Edirne ve ülkemizin birçok bölgesinde, daha önce birlikte çalıştığımız ve değerlendirmelerine güvendiğimiz uzmanların katkısıyla yaygınlaşacaktır.
Ayrıntılı bilgiDaha kapsamlı ön değerlendirme ve izlem
Ağustos ayından itibaren, takip ettiğimiz ve ilk kez göreceğimiz hastalarımız için daha ayrıntılı bir ön değerlendirme ve izlem süreci uyguluyoruz. Uygun hastalar, tablolarına göre (dirençli/yoğun nöbetli epilepsi; otizm ön tanı ve tanısı; serebral palsi ve genetik hastalıklar) ilgili alanlarda deneyimli uzman hekimlerle konsültasyon ve yönlendirme yoluyla da değerlendirilir. Her hastanın ilk muayenesi, kontrolü ve takibi her zaman olduğu gibi Prof. Dr. Burak Tatlı tarafından yürütülür; tanı ve tedaviye ilişkin son karar kendisine aittir. Amacımız çocuğunuzu daha derinlemesine ve daha düzenli izleyebilmektir.
Aile Portalı çok yakında
Çok yakında açılacak Aile Portalı ile evdeki bilgisayar, tablet veya cep telefonundan çocuğunuzun tıbbi kayıtlarına, güncel tedavilerine ve sonuçlarına ulaşabilir, acil sorularınızı daha hızlı iletebileceksiniz. Kayıtlarınız yalnızca size özeldir; izin vermediğiniz hiç kimse göremez (KVKK korumalı).
Aile Rehberleri
Prof. Dr. Burak Tatlı tarafından, sade bir dille yazılmış kapsamlı aile rehberleri.
Çocuk Gelişimi ve Sorunları
Gelişim basamakları, yaşa göre kırmızı bayraklar, DEHB, öğrenme güçlükleri, uyku, beslenme — 21 bölüm.
Çocuklarda Otizm Spektrum Bozukluğu
Otizm nedir, tanı süreci, nedenler ve DSM-5 ölçütleri — sade dille.
Çocuklarda Epilepsi
Nöbette ilk yardım, tanı, tedavi ve günlük yaşam — 45 bölüm, 12 ek ve sözlük.
Serebral Palsi
Serebral palsi nedir, eşlik eden sorunlar, rehabilitasyon ve yeni tedaviler — 28 bölüm.
Genetik Nörogelişimsel Sendromlar
Genetik tanı, kalıtım ve izlem; Rett, Angelman, Dravet, Fragile X ve tuberoz skleroz dahil 20 sendrom — 25 bölüm.
Nörokutan Hastalıklar
Tuberoskleroz, nörofibromatozis, Sturge-Weber ve diğerleri; cilt bulguları, çok organlı izlem ve tedavi — 1. bölüm yayında.
Çocuklarda Travmatik Omurilik Yaralanması
Yaralanma nedir, acil dönem, iyileşme ve rehabilitasyon, evde bakım, kök hücre-eksozom için dürüst çerçeve, SCIWORA ve uzun dönem izlem — 11 bölüm.
Güncel
Bilgi akışı ve güncel tedaviler
📡 Günlük Bilgi Akışı
14–31 Ağustos 2026
Bodrum yaz kampı — öncelikle serebral palsi
14–31 Ağustos'ta Bodrum'da, öncelikle serebral palsili çocuklar için ev ortamında yürütülen yoğun terapi programı planlıyoruz. 14 Ağustos'ta Prof. Dr. Burak Tatlı çocuğu evinde değerlendirir; 15 Ağustos'tan itibaren, partner uzman ve eğitimcilerin katkısıyla günde üç oturum (fizyoterapi, ergoterapi, fonksiyonel uygulamalar) uygulanır. Kontenjan sınırlıdır; başvuru için iletişime geçebilirsiniz. Otizm spektrum bozukluğu için kamp planlarımız çok yakında paylaşılacaktır.
30 Mayıs 2026
Muayenehane bilgilendirme
Randevular için WhatsApp veya telefon ile ulaşabilirsiniz. EEG randevuları hafta içi sabah saatlerinde planlanmaktadır.
Aile portalı
Aile portalı yakında hizmete açılacaktır; aşı, ilaç ve gelişim takibinizi buradan izleyebilecek, ev ölçümlerinizi paylaşabileceksiniz.
Not
Bu alan, Prof. Dr. Burak Tatlı tarafından güncellenen bir bilgilendirme akışıdır.
14–31 Ağustos 2026
Bodrum yaz kampı — öncelikle serebral palsi
14–31 Ağustos'ta Bodrum'da, öncelikle serebral palsili çocuklar için ev ortamında yürütülen yoğun terapi programı planlıyoruz. 14 Ağustos'ta Prof. Dr. Burak Tatlı çocuğu evinde değerlendirir; 15 Ağustos'tan itibaren, partner uzman ve eğitimcilerin katkısıyla günde üç oturum (fizyoterapi, ergoterapi, fonksiyonel uygulamalar) uygulanır. Kontenjan sınırlıdır; başvuru için iletişime geçebilirsiniz. Otizm spektrum bozukluğu için kamp planlarımız çok yakında paylaşılacaktır.
30 Mayıs 2026
Muayenehane bilgilendirme
Randevular için WhatsApp veya telefon ile ulaşabilirsiniz. EEG randevuları hafta içi sabah saatlerinde planlanmaktadır.
Aile portalı
Aile portalı yakında hizmete açılacaktır; aşı, ilaç ve gelişim takibinizi buradan izleyebilecek, ev ölçümlerinizi paylaşabileceksiniz.
Not
Bu alan, Prof. Dr. Burak Tatlı tarafından güncellenen bir bilgilendirme akışıdır.
💊 Güncel Tedaviler & Haberler
Immunological mechanisms and prevention strategies for febrile seizures in children.
Febril nöbet önlemesi artık tek tip ilaç yaklaşımından ziyade riske göre kişiselleştirilmiş üç düzeyli bir çerçevede ele alınıyor: birincil (aşılama-MMR, PCV13, COVID-19-ve enfeksiyon kontrolü), ikincil (yüksek riskli çocuklarda klinik öngörücüler, biyobelirteçler -hiponatremi, çinko/D vitamini eksikliği- ve patojene özgü riskler -influenza A, Omicron- ile risk sınıflaması) ve üçüncül (kompleks febril nöbet veya SCN1A/PCDH19 gibi genetik yatkınlığı olan çocuklarda komplikasyon ve epileptogenezi önleme). Antipiretiklerin uzak febril ataklarda nöbet tekrarını önlemediği, ancak aralıklı benzodiazepin (diazepam, intranazal midazolam) kullanımının yüksek riskli çocuklarda erken tekrarı etkili şekilde azalttığı (NNT=6.8) ancak %36'ya varan yan etki riski taşıdığı belirtiliyor. COVID-19 döneminde alınan non-farmakolojik önlemlerin febril nöbet insidansını %54-70 azalttığı, Omicron varyantının ise kompleks febril nöbetle ilişkili yeni bir tetikleyici olarak ortaya çıktığı vurgulanıyor.
Prevalence and factors associated with acute kidney injury in children presenting to the emergency department with a first tonic-clonic seizure: an exploratory study.
İlk kez tonik-klonik nöbet (febril veya afebril) ile başvuran çocuklarda akut böbrek hasarı (AKI) yaklaşık %12 oranında görülmüş; hiçbir hastada renal replasman tedavisi gerekmemiş. Febril nöbetlerde AKI ile ilişkili faktörler: gebelik yaşına göre düşük doğum ağırlığı (SGA), yüksek CRP düzeyi ve önceden parasetamol+ibuprofen kombinasyonu kullanımı olarak saptanmış. Bulgular keşifsel nitelikte olup, febril nöbetli çocuklarda özellikle bu risk faktörleri varlığında böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi akılda tutulmalı.
Prime editing of a pathogenic Scn1a allele ameliorates seizure phenotypes in a GEFS+ mouse model.
SCN1A geninde GEFS+'a yol açan K1270T mutasyonunu taşıyan fare modelinde, "prime editing" adı verilen gen düzenleme tekniği AAV vektörleriyle yenidoğan farelerin beynine verilmiş. Bu tedavi ile mutant alelin bir kısmı (DNA'da ~%35, mRNA'da ~%81) düzeltilmiş; sonuç olarak sağkalım %80'den %100'e çıkmış, inhibitör sinaptik iletim iyileşmiş ve indüklenen febril nöbet sıklığı %78.6'dan %13.3'e (yabani tip farelerdeki %8'e yakın) düşmüş. Bu, SCN1A ilişkili GEFS+ için gen düzeltme tedavisinin gelecekte bir tedavi seçeneği olabileceğini gösteren erken dönem, hayvan bazlı bir kanıt niteliğinde; henüz klinik uygulamaya yönelik değildir ama alanın geleceği açısından takip edilmeye değer.
Clinical characteristics and genetic analysis of patients with SCN1A gene pathological variant-related disorders: a single-center retrospective study.
SCN1A gen varyantlı 50 çocukta yapılan bu retrospektif çalışmada, N-terminal bölge varyantlarının status epileptikus riskiyle, S2-S3/S3-S4 bölge varyantlarının ise EEG anormallikleriyle güçlü ilişkili olduğu bulunmuş. Missense mutasyonlar Dravet-dışı fenotiplerde, status epileptikus ise Dravet grubunda anlamlı derecede daha sık görülmüş. Tedavi açısından ketojenik diyet olguların %80'inde etkili bulunurken, sodyum kanal blokerleri olguların %66,6'sında nöbetleri kötüleştirmiş — bu nedenle SCN1A ile ilişkili febril nöbet/epilepsi fenotiplerinde SCB kullanımında dikkatli olunması öneriliyor. Ayrıca 24 yeni patojenik varyant tanımlanarak genetik spektrum genişletilmiş.
Duration and determinants of impaired consciousness after febrile status epilepticus in children.
Febril status epileptikus (≥30 dk) geçiren 227 çocuğun %34.8'inde bilinç açılması 4 saatten uzun sürmüş; medyan bilinç düzelme süresi 176 dakika bulunmuş. Uzamış bilinç bozukluğu fenobarbital kullanımıyla ve düşük pH, düşük baz açığı, yüksek kreatinin/glukoz/amonyak gibi laboratuvar bozukluklarıyla ilişkili bulunmuş; çoklu değişken analizde asidoz (düşük pH) tek bağımsız belirleyici olarak öne çıkmış. Bu bulgu, ansefalopati veya menenjit olmaksızın febril status sonrası uzun süren bilinç kapalılığının erken tanınmasında ve laboratuvar (özellikle kan gazı) takibinin klinik karar sürecine yön vermesinde yardımcı olabilir.
Incidence and prognostic factors for febrile seizure recurrence in children: A prospective cohort study in Vietnam.
631 çocuğun izlendiği prospektif kohortta ilk febril nöbet sonrası 2 yıllık nüks oranı ortalama %27.6 (173/1000 kişi-yılı) bulunmuştur. Bağımsız nüks öngördürücüleri: ilk nöbette yaşın 21 aydan küçük olması, ailede febril nöbet öyküsü ve aynı ateşli hastalık sırasında birden fazla nöbet geçirilmesi olarak belirlenmiştir. Bu üç faktörün sayısına göre 2 yıllık nüks riski %13.8 (0 faktör) ile %63.1 (3 faktör) arasında değişmekte olup, ailelere danışmanlık ve takip planlaması için basit bir risk sınıflandırma aracı önerilmektedir (model ayrım gücü orta düzeyde, AUC 0.67).
Two new cases of fragile X syndrome without CGG triplet expansion. Clinical-molecular characterization and review of the literature.
Klasik FMR1 CGG tekrar genişlemesi olmadan da Fragile X sendromu fenotipi (gelişimsel gerilik, entelektüel yetiyitimi, davranışsal bulgular) ortaya çıkabiliyor. Tanımlanan iki olguda sırasıyla FMR1 geninde patojenik intronik varyant ve FMR1 geninin tam delesyonu saptanmış, ikisi de gen ifadesini bozarak klasik FXS'e benzer klinik tablo oluşturmuş. Klinik şüphe güçlü olduğunda ve rutin CGG tekrar analizi negatif çıktığında, sekans analizi ve delesyon/duplikasyon taraması gibi kapsamlı moleküler testlerin de düşünülmesi gerektiği vurgulanıyor.
Extended newborn screening using DNA methylation testing for fragile X syndrome in 17,107 infants.
17.107 bebekte FMR1 metilasyon durumuna dayalı (MS-QMA) yeni doğan taraması uygulanmış; hem erkek hem kız bebeklerde işe yarayan bir 1. basamak test olduğu gösterilmiş. İkinci basamak doğrulama testleriyle (EpiTYPER, AmplideX) 2 erkekte kesin FXS tanısı ve 1 kızda tam mutasyon saptanmış; ayrıca 2 kızda FXS yapmayan premutasyon (55-158 CGG) bulunmuş. Bu çalışma, FXS için popülasyon bazlı yeni doğan taramasının teknik olarak uygulanabilir olduğunu gösteren ilk büyük ölçekli çalışmalardan biri ve erken tanı/erken müdahale stratejileri açısından önemli.
Associations of socioeconomic status and nurturing environment with developmental outcomes in very preterm children without sensorimotor impairment: a secondary analysis of the INTACT study.
1500 gr altı doğum ağırlıklı, majör sensorimotor bozukluğu olmayan çok preterm çocuklarda (2148 hasta, 22-31 hafta), 3 yaşındaki gelişim kotasyonu (KSPD ile ölçülen) ile ebeveyn eğitim düzeyi ve grup bakımevi (childcare) kullanımı arasında bağımsız pozitif ilişki bulunmuş; bu ilişki postnatal morbiditelerden bağımsız olarak devam etmiş. En erken gebelik haftası grubunda (22-24 hafta) dahil tüm gruplarda etki gösterilmiş. Bulgular, çok preterm bebeklerin izleminde sosyoekonomik destek ve erken grup bakım ortamının bilişsel/dil gelişimini olumlu etkileyebileceğini düşündürüyor, dolayısıyla taburculuk sonrası ailelere yönelik sosyoekonomik/çevresel destek önerilerinin önemini vurguluyor.
Rationale and study design for the first precision medicine randomized placebo-controlled trial in the 16p11.2 deletion syndrome.
16p11.2 delesyon sendromlu (5-17 yaş) 60 çocuk/gençte, GABA-B reseptör agonisti arbaklofen'i plasebo ile karşılaştıran çok merkezli, çift kör, faz 2 RCT'nin (L16hthouse, NCT04271332) tasarımı yayınlandı. Birincil sonlanım konuşma artikülasyonu (GFTA-3), ikincil sonlanımlar ise dizartri, bellek, motor kontrol ve bilişsel işlevleri kapsıyor. Bu, 16p11.2 delesyon sendromunda yapılan ilk randomize kontrollü ilaç çalışması olup henüz sonuç verisi bildirilmemiştir; sonuçları takip edilmeli.
Prevalence of motor development delay in children with craniosynostosis: a systematic review and meta-analysis.
Kraniyosinostozlu çocuklarda (çoğunlukla non-sendromik, 510 hasta, 8 çalışma) ameliyat öncesi motor gelişim geriliği prevalansı %31 (non-sendromik grupta %36) olarak bulunmuş. Bu, kraniyosinostoz vakalarının yaklaşık üçte birinde bir düzeyde motor gecikme olduğunu gösteriyor ve suture alt tipinden bağımsız olarak preoperatif dönemde standardize motor değerlendirme ile erken multidisipliner müdahale önerilmektedir. Çalışmalar arası heterojenite yüksek (I²=85.8%), bu nedenle bulgular dikkatle yorumlanmalı.
The impact of hypertensive disorders of pregnancy on cognitive outcomes in offspring: Systematic review and meta-analysis.
Gebelikte hipertansif bozukluklara (preeklampsi, gestasyonel hipertansiyon vb.) maruz kalan çocuklarda zihinsel yetersizlik riski %39, düşük Mental Gelişim İndeksi (MDI) riski ise %51 oranında artmış bulunmuş (39 çalışma, 12.5 milyondan fazla anne-çocuk çifti). Buna karşın ortalama IQ puanlarında anlamlı bir fark saptanmamış. Bu bulgu, HDP öyküsü olan annelerin çocuklarında erken gelişimsel tarama ve müdahale programlarının önemini destekliyor; global gelişim geriliği/zihinsel yetersizlik değerlendirmesinde perinatal öykü sorgulamasının değerini artırıyor.
The efficacy and safety of ketogenic diet therapy among adolescents and adults with drug resistant epilepsy: A systematic review and meta-analysis.
Adolesan ve erişkin ilaca dirençli epilepsi hastalarında ketojenik diyet tedavisi (33 çalışma, 1019 hasta) %42.8 oranında %50'den fazla nöbet azalması sağlamış; generalize DRE'de yanıt oranı (%53.4) fokal DRE'ye (%14.4) göre belirgin şekilde daha yüksek bulunmuş. Diyet tipi (KD, MAD, MCT vb.) etkinlik farkı yaratmamış; genel bırakma oranı %20.95 olup çoğunlukla kısıtlayıcılık/uyum güçlüğüne bağlı. Diyetin genel olarak güvenli ve tolere edilebilir olduğu, özellikle generalize DRE'li erişkin/adolesanlarda adjuvan tedavi seçeneği olarak düşünülmesi gerektiği vurgulanıyor.
Investigating the effect of probiotics on seizure-related symptoms in children with medication-resistant epilepsy: a randomized clinical trial.
62 pediatrik ilaca dirençli epilepsi hastasında yapılan triple-blind RCT'de, probiyotik alan grupta hastaların %64.5'inde nöbet sıklığında azalma görülmüş; bu fark plasebo grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş (P=0.007). Normal nörogörüntüleme sonucu olan hastalarda etki daha belirginmiş ve probiyotik kullanımı yalnızca fenobarbital dozunda anlamlı azalmayla ilişkilendirilmiş. Ancak ASM doz ayarlamaları protokolize edilmediği ve bazı karıştırıcı faktörler tam kontrol edilemediği için nedensellik kesin değil; sonuçlar dikkatli yorumlanmalı ve daha büyük çalışmalarla doğrulanmalı.
Optimal perampanel dose as the treatment for refractory partial-onset seizures: Network meta-analysis based on pivotal randomized double-blind clinical trials.
Dirençli parsiyel başlangıçlı nöbetlerde perampanel dozunu karşılaştıran, 4 RKÇ ve 2187 hastayı içeren ağ meta-analizinde: 12 mg dozunda %50 yanıt oranı ve nöbetsizlik oranı en yüksek olsa da, TEAE, bırakma oranı ve düşük retansiyon oranı da 12 mg'da belirgin şekilde artmış. 8 mg ise etkinlik ile tolerabilite arasında en iyi dengeyi sağlıyor. Kanıt kalitesi yüksek olarak değerlendirilmiş ve dirençli POS'ta ilk seçenek olarak perampanel 8 mg, gerektiğinde ikinci seçenek olarak 12 mg önerilmiş.
Efficacy and quality of life outcomes in deep brain stimulation for epilepsy: A meta-analysis and systematic review.
480 ilaca dirençli epilepsi hastasını kapsayan 25 çalışmalık meta-analizde, DBS sonrası ≥%50 nöbet azalması 3-6 ayda %41.6, ≥1 yılda %63 oranında bildirilmiş. Havuzlanmış SUDEP oranı %1 olarak saptanmış. QOLIE-31 skorlarında 3. ve 6. aylarda klinik olarak anlamlı iyileşme (minimal klinik önemli farkın üzerinde) gözlenirken, ≥1 yıl verileri farklı hasta örneklemlerinden geldiği için daha değişken ve dikkatli yorumlanması gerektiği vurgulanmış. Bulgular DBS'in etkili bir tedavi seçeneği olduğunu destekliyor ancak hasta seçimi ve uzun dönem sonuçların optimize edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Deep brain stimulation of the thalamus for intractable epilepsy (FRANCE study): A randomized clinical trial.
VNS tedavisine yanıt vermemiş odaksal/multifokal ilaca dirençli epilepsi hastalarında (n=61), ANT-DBS ile BMT karşılaştırılmış; 12. ayda medyan nöbet azalması DBS grubunda -44%, BMT grubunda -6% olmuş ancak gruplar arası fark istatistiksel anlamlılığa ulaşmamış (p=.09). DBS grubunun %44.5'i, BMT grubunun %27'si ≥%50 nöbet azalması sağlamış; grup-içi analizlerde DBS'in 12. ve 24. aylarda anlamlı nöbet azalması sağladığı gösterilmiş, ciddi DBS'e bağlı yan etki bildirilmemiş. Sonuçlar, VNS'e yanıtsız hastalarda ANT-DBS'in palyatif bir seçenek olarak güvenli ve potansiyel faydalı olabileceğini destekliyor, ancak üstünlük kanıtlanamamış.
Intracranial electroencephalographic connectivity analysis to localize epileptogenic networks: Systematic review and meta-analysis from ILAE Epilepsy Surgery Networks Task Force.
Fokal ilaca dirençli epilepside cerrahi öncesi ağ lokalizasyonunda kullanılan intrakraniyal EEG (iEEG) konnektivite analizinin, standart klinik değerlendirmeye kıyasla nöbet sonucu tahmininde mütevazı ama anlamlı bir katkı sağladığı gösterildi (birleştirilmiş OR=1.36, %95 GA 1.10-1.69). Katkı, özellikle nöbetsizlik oranı düşük olan temporal lob veya lezyonel epilepsi olgularında daha belirgin bulundu. Ancak hiçbir tekil çalışma tek başına anlamlı sonuç veremedi; yazarlar klinik pratiğe geçiş için daha büyük, çok merkezli ve hasta-düzeyinde veri paylaşımına dayalı çalışmalar öneriyor. Şu an için iEEG konnektivite analizi standart değerlendirmenin yerine değil, tamamlayıcısı olarak değerlendirilebilir.
Preoperative predictors of seizure freedom after hemispheric surgery for rasmussen's encephalitis: An individual participant data meta-analysis.
Rasmussen ensefaliti nedeniyle hemisferik cerrahi uygulanan hastalarda (21 çalışma, 158 hasta, IPD meta-analizi), en uzun takipte %77.8 oranında nöbetsizlik sağlanmış. Çok değişkenli analizde daha kısa preoperatif nöbet süresi, uzun dönem nöbetsizliğin bağımsız ve anlamlı prediktörü olarak bulunmuş (HR: 0.54, P=0.044); bu da erken cerrahi müdahalenin sonuçları iyileştirdiğini destekliyor. Preoperatif dil bozukluğu olan hastalarda hem hemisferotomi hem de kısa nöbet süresi daha düşük nüks riskiyle ilişkili bulunmuş. Postoperatif kognitif ve motor sonuçlar hastaların sırasıyla %70.1 ve %85.1'inde stabil veya iyileşmiş; ancak küçük örneklem ve seçim/raporlama yanlılığı nedeniyle bulgular temkinli yorumlanmalı.
Robot-assisted versus frame-based stereoelectroencephalography (sEEG) electrode implantation in drug-resistant epilepsy: a meta-analysis of accuracy, efficiency, and safety.
Sekiz retrospektif karşılaştırmalı çalışmayı (758 hasta) içeren bu meta-analize göre, robot-yardımlı ve çerçeve-bazlı sEEG elektrod yerleştirme arasında derinlik hatası, radyal hata, giriş/hedef nokta hatası açısından anlamlı fark bulunmamış; her iki yöntem de benzer doğruluk ve güvenlik profiline (hemorajik olay, nörolojik defisit, enfeksiyon, teknik komplikasyon oranları) sahip. Robot-yardımlı sEEG'de toplam operasyon süresi (ortalama fark: -32.58 dk) ve elektrod başına operasyon süresi (-6.55 dk) anlamlı derecede daha kısa bulunmuş, ön-implantasyon süresi ve hasta başına elektrod sayısı ise benzer. Bu bulgular, sEEG merkezi seçimi/planlaması yapan hekimler için robotik sistemlerin verimlilik avantajı sağlarken doğruluk ve güvenlikten ödün vermediğini gösteren pratik bir kanıt sunuyor.
Probiotic Supplementation as an Adjuvant Therapy in Pediatric Drug-Resistant Epilepsy: A Double-Blind Placebo-Controlled Trial.
Pediatrik ilaca dirençli epilepside standart antiepileptik tedaviye (valproik asit, okskarbazepin, levetirasetam) ek olarak 6 ay boyunca Lactobacillus acidophilus probiyotik desteği verilmesi, plaseboya kıyasla nöbet sıklığında anlamlı azalma ve QOLCE-55 ile ölçülen yaşam kalitesinde belirgin iyileşme sağlamıştır. Ayrıca probiyotik grubunda serum HMGB1, NLRP3, homosistein ve IL-1β düzeylerinde anlamlı düşüş gözlenmiş, bu da nöroinflamasyonun azaldığını düşündürmektedir. Bulgular, mikrobiyota hedefli ek tedavilerin dirençli epilepside potansiyel bir adjuvan seçenek olabileceğini işaret etse de, sonuçların doğrulanması için daha büyük çalışmalara ihtiyaç vardır.
Repetitive transcranial magnetic stimulation as adjunctive therapy in adult patients with drug-resistant epilepsy-A systematic review and meta-analysis.
12 çalışma (150 hasta) içeren bu sistematik derleme ve meta-analizde, ilaca dirençli epilepsi hastalarında ek tedavi olarak rTMS uygulamasının nöbet sıklığında 4. ve 8. haftada istatistiksel olarak anlamlı ama küçük bir azalma sağladığı gösterilmiş; işlem sonrası hemen ölçümde anlamlı fark bulunmamış. Sık görülen yan etkiler baş ağrısı (%14-33) ve işitme sorunları (%9-14) olarak bildirilmiş; bazı çalışmalarda yaşam kalitesi ve depresyonda iyileşme saptanmış. Kanıt kalitesi GRADE'e göre orta, OCEBM'e göre düşük düzeyde olup, yazarlar daha büyük prospektif çok merkezli çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurgulamış; bu nedenle rTMS seçilmiş hastalarda düşünülebilecek ancak kanıt düzeyi sınırlı bir seçenek olarak değerlendirilebilir.
Comparative efficacy of the classical ketogenic diet and modified Atkins diet in children with drug-resistant epilepsy: A systematic review and meta-analysis.
İlaca dirençli epilepsili çocuklarda klasik ketojenik diyet (CKD) ile modifiye Atkins diyetini (MAD) karşılaştıran bu meta-analizde, CKD'nin >%50 nöbet azalması sağlamada MAD'a göre istatistiksel olarak anlamlı üstünlüğü bulunmuş (OR=0.55). Ancak tam nöbet kontrolü (%100 azalma) ve >%90 azalma açısından iki diyet arasında anlamlı fark saptanmamış. Lipid yan etkileri ve gastrointestinal semptomlar açısından da anlamlı fark yok; MAD'da kusma ve kabızlık daha az görülme eğiliminde ancak istatistiksel anlamlı değil. Bu bulgu, daha kısıtlayıcı olan CKD'nin özellikle belirgin nöbet azalması hedeflenen vakalarda tercih sebebi olabileceğini destekliyor.
Neuromodulation in Refractory Bitemporal Lobe Epilepsy in Adults: A Systematic Review and Meta-Analysis.
Bilateral temporal lob epilepsili (bitemporal) hastalarda VNS, RNS ve DBS'i karşılaştıran bu meta-analizde (20 çalışma, 142 hasta), üç yöntem de nöbet azaltmada etkili bulunmuş ve ortalama nöbet azalma oranları benzer çıkmıştır (VNS %61.7, RNS %67.5, DBS %66.7; p=0.932). Komplikasyon oranları da yöntemler arasında anlamlı farklılık göstermemiştir. Rezeksiyona uygun olmayan bitemporal epilepsi hastalarında tedavi seçiminin etkinlikten çok cerrahi uygunluk, hasta tercihi, komorbidite ve yan etki profiline göre yapılabileceğini destekleyen bir kanıt sunmaktadır.
Factors predicting the response to vagus nerve stimulation (VNS) in pediatric patients with drug- resistant epilepsy: a systematic review and meta-analysis.
Pediatrik ilaca dirençli epilepside VNS sonrası anlamlı nöbet azalması (>%50) oranı ortalama %55 olarak bulunmuş; jeneralize epilepsilerde (%56) fokal epilepsilere (%46) göre daha iyi yanıt saptanmış. Çok değişkenli analizde nöbet başlangıç yaşının daha ileri olması yanıtla pozitif ilişkili tek anlamlı prediktör olarak bulunmuş. Stimülasyon amplitüdü ise çalışmalar arası heterojenliği en çok açıklayan, değiştirilebilir bir tedavi parametresi olarak öne çıkmış — bu da VNS ayarlarının optimizasyonunun klinik yanıtı etkileyebileceğini düşündürüyor.
Non-invasive neurostimulation for drug-resistant epilepsy: systematic review and meta-analysis of effectiveness, safety, and optimal stimulation parameters.
İlaca dirençli epilepside noninvaziv beyin stimülasyon yöntemlerini (rTMS, tDCS, tACS, LI-FUS, tVNS, TNS) karşılaştıran 63 çalışmalık meta-analizde en güçlü etkinlik kanıtı rTMS ve tDCS için bulundu: nöbet sıklığında sırasıyla ortalama %30.2 ve %46.9 azalma, yanıt oranları (>%50 nöbet azalması) rTMS'de %38, tDCS'de %49 olarak raporlandı. tVNS de %49.2 nöbet azalması ile umut verici bulundu ancak tACS ve LI-FUS için yeterli veri yok. Ciddi yan etki bildirilmemiş olup, kanıt kalitesi genel olarak düşük-orta düzeyde ve çalışmalar arası heterojenlik mevcut; bu nedenle cerrahi dışı ek seçenek olarak değerlendirilebilir ama kesin klinik öneri için daha güçlü kanıta ihtiyaç var.
Surgery for epilepsy secondary to vascular insults: A systematic review and meta-analysis of individual patient data.
Vasküler nedenli (inme sonrası) ilaca dirençli epilepside cerrahi sonrası nöbetsizlik, ulegyriye kıyasla iskemik/hemorajik inme etiyolojisinde belirgin şekilde daha yüksek bulunmuş (OR=10.21). Epilepsi başlangıcından cerrahiye kadar geçen sürenin uzaması nöbetsizlik olasılığını azaltıyor (OR=0.93), bu da erken cerrahi yönlendirmenin önemine işaret ediyor. Ayrıca ulegyri hastalarında postoperatif komplikasyon riski iskemik/hemorajik inme grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek bulunmuş. Bu bulgular vasküler etiyolojili dirençli epilepside cerrahi aday seçimi ve zamanlaması konusunda klinik karar vermeye katkı sağlayabilir.
Iatrogenic harm in paediatric and adolescent populations of patients with migraine: A systematic review with meta-analysis.
40 çalışma, 62 alt grup ve 2742 pediatrik migren hastasını içeren bu meta-analizde, profilaktik ilaç kullanan hastaların %30'unda en az bir yan etki bildirilmiş. En sık kullanılan ilaçlar topiramat, propranolol ve sodyum valproat olup; en sık görülen yan etkiler uyku hali, iştahsızlık, yorgunluk ve parestezi. Erenumab en yüksek yan etki oranını gösterirken (RCT'lerdeki daha hassas tespit nedeniyle olabilir), sinarizin en düşük oranı göstermiş. Yazarlar, etkinlik profillerinin topiramat dışında tutarsız olduğunu vurgulayarak, tedavi seçiminde güvenlik profilinin risk/yarar değerlendirmesi için kritik olduğunu belirtiyor.
Cinnarizine vs. topiramate for migraine prophylaxis in children: a randomized, double-blind, parallel-group clinical trial.
96 çocukta (6-15 yaş) yapılan randomize çift-kör çalışmada, cinnarizin (25 mg/gün) ile topiramat (25 mg/gün) 12 haftalık migren proflaksisinde karşılaştırılmış. Her iki ilaç da atak sıklığını ve şiddetini anlamlı şekilde azaltmış, gruplar arasında etkinlik farkı saptanmamış (3. ayda medyan 2 atak/ay, her iki grupta). İştah azalması topiramat grubunda sayısal olarak daha sık görülmüş (%14.6 vs %4.2) ancak istatistiksel anlamlılığa ulaşmamış; cinnarizin, topiramata alternatif bir proflaktik seçenek olarak düşünülebilir.
Randomized controlled trial of intravenous dexamethasone to prevent relapse in the treatment of migraine in a pediatric emergency department.
Çocuk ve adolesanlarda (8-17 yaş) akut migren atağı nedeniyle acil serviste IV kurtarma tedavisi (metoklopramid+difenhidramin) alanlarda, standart tedaviye ek olarak verilen tek doz IV deksametazon (0.6 mg/kg, max 15 mg), taburculuk sonrası 48 saat içinde relaps oranını plaseboya göre azaltmadı (%39 vs %44, fark anlamlı değil). Ağrı skorları, okula/aktiviteye dönüş ve sağlık hizmeti başvurularında da fark saptanmadı. Çalışma düşük güçlü olsa da, bu bulgular pediatrik migren yönetiminde rutin deksametazon kullanımını sorgulatmaktadır.
Fremanezumab in Children and Adolescents with Episodic Migraine.
6-17 yaş episodik migrenli 234 çocuk/adolesanda yapılan RCT'de, aylık subkutan fremanezumab (45 kg altı için 120 mg, üstü için 225 mg) 3 ay boyunca plaseboya göre migren gün sayısını anlamlı azalttı (fremanezumab ile 2.5 gün azalma vs plasebo ile 1.4 gün, fark 1.1, p=0.02). Migren günlerinde ≥%50 azalma oranı fremanezumab grubunda %47.2, plasebo grubunda %27.0 idi (p=0.002). En sık yan etki enjeksiyon yeri eritemi (fremanezumab %9.8, plasebo %5.4) olup, uzun dönem etkinlik ve güvenlik verisi için daha uzun takip gerekiyor.
A Novel Neuromodulation Method for Childhood Migraine: Comparing Noninvasive Pulsed Radiofrequency Therapy With Calcium Channel Blockers, a Randomized Controlled Trial.
60 pediatrik migren hastasında (7-18 yaş), büyük oksipital sinire uygulanan noninvaziv pulsed radyofrekans (NiPRF, haftada bir, 3 seans) tedavisi ile günlük 5 mg flunarizin karşılaştırılmış. Her iki tedavi de baş ağrısı sıklığını, şiddetini ve engellilik skorunu 1. ve 3. ayda anlamlı azaltmış; 3. ayda flunarizin grubu sıklık azalması ve engellilik skorunda biraz daha üstün bulunmuş. Flunarizin grubunda 2 hastada geçici karaciğer enzim yüksekliği görülürken NiPRF grubunda anlamlı yan etki bildirilmemiş — bu da NiPRF'yi güvenli, noninvaziv bir alternatif seçenek olarak öne çıkarıyor. Uzun dönem etkinlik ve protokol optimizasyonu için ileri çalışmalara ihtiyaç var.
Calcitonin Gene-Related Peptide (CGRP) Levels of Children and Adolescents With Migraine: A Systematic Review and Meta-Analysis of Observational Studies.
Sekiz gözlemsel çalışmayı içeren bu meta-analizde, migrenli çocuk ve adolesanlarda kan CGRP düzeyleri kontrollere göre anlamlı derecede yüksek bulunmuş (SMD 1.44, orta kanıt düzeyi); bu yükseklik hem atak sırasında hem ataksız dönemde, aurası olan ve olmayan hastalarda gösterilmiş (düşük-çok düşük kanıt düzeyi). Sonuçlar CGRP'nin pediatrik migrende potansiyel tanısal biyobelirteç ve profilaktik tedavi hedefi olabileceğini düşündürmekte, ancak yazarlar mevcut kanıtın CGRP'yi akut faz tedavi hedefi olarak doğrulamadığını ve yüksek kaliteli longitudinal çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır.
International Headache society evidence-based guidelines on the use of non-invasive neuromodulation devices for the acute and preventive treatment of migraine.
International Headache Society, migren akut ve önleyici tedavisinde non-invaziv nöromodülasyon cihazları için ilk kanıta dayalı kılavuzunu yayınladı. Akut migren atağı tedavisinde SAVI Dual, Cefaly, Relivion ve Nerivio için; önleyici tedavide ise gammaCore Sapphire, Cefaly ve Nerivio için zayıf düzeyde öneriler verilmiş (kanıt kalitesi çok düşük-orta arası). Pediatrik popülasyon, vestibüler migren, kronik migren, menstrüel migren ve ilaç aşırı kullanım baş ağrısı gibi RCT ile yeterince desteklenmeyen alanlar için uzman konsensüs önerileri de geliştirilmiş. Cihazlar genel olarak güvenli, iyi tolere edilebilir ve ilaç etkileşimi olmayan alternatifler olarak değerlendirilmiş; pediatrik migren için bu cihazlar ilaç dışı bir seçenek olarak akılda tutulabilir ancak kanıt düzeyi sınırlı.
OnabotulinumtoxinA for the preventive treatment of episodic migraine: Results from the phase 3, multicenter randomized, double-blind, placebo-controlled phase of the PRECLUDE trial.
PRECLUDE faz 3 çalışması (n=775, 18-65 yaş, erişkin popülasyon), epizodik migren önlemesinde onabotulinumtoxinA 155 U ve 195 U dozlarının plaseboya kıyasla aylık migren günü sayısını anlamlı şekilde azaltmadığını gösterdi. Sekonder sonlanım noktaları (baş ağrısı günleri, %50 yanıt oranı, akut ilaç kullanımı) de anlamlı fark göstermedi. Yan etki profili kronik migrendeki bilinen profille uyumluydu. Sonuç: onabotA kronik migrende etkiliyken epizodik migren için kanıt desteklemiyor; pediatrik uygulamada da bu ayrımın göz önünde bulundurulması önemli (çalışma erişkinlerde yapılmış olsa da EM/CM ayrımı ve tedavi seçimi açısından bilgilendirici).
Childhood Absence Epilepsy with Coexisting Centrotemporal Spikes: Frequency, Electroclinical Course and Prognosis.
276 CAE hastasının %9'unda EEG'de santrotemporal diken saptanmış, ancak hiçbirinde fokal nöbet görülmemiş; bu bulgunun bir EEG özelliği olduğu (klinik fokal epilepsi değil) düşünülüyor. ASM tedavisiyle jeneralize diken deşarjları %95.5 oranında geriliyor, buna karşın santrotemporal dikenler hastaların %59'unda devam ediyor. Nöbet prognozu mükemmel: tüm hastalarda absans nöbetleri kontrol altına alınmış, sadece %16'sı başka bir idiyopatik jeneralize epilepsi tipine evrilmiş. Sonuç olarak CAE'de santrotemporal diken varlığının prognozu kötüleştirmediği, gereksiz endişe yaratmaması gerektiği vurgulanıyor.
Efficacy, tolerability, and EEG lateralization-based predictors of neuropsychiatric adverse events in pediatric SeLECTS treated with perampanel monotherapy.
62 tedavi-naif SeLECTS (Rolandik epilepsi) hastasında perampanel monoterapi ile hastaların %87.1'inde tam nöbet kontrolü sağlanmış; 6. ayda nöbetlerin devam etmesi uzun dönemde kötü kontrolü öngörmüş. Yan etkiler (%32.3, en sık irritabilite ve somnolans) doza bağımlı değil, bazal EEG'deki hemisfer lateralizasyonuyla ilişkili bulunmuş: sol hemisfer/temporal odaklı aktivite irritabilite riskini, sağ hemisfer aktivitesi ise somnolans riskini artırmış. Bu bulgu, tedavi öncesi EEG lateralizasyon profilinin yan etki öngörüsünde biyobelirteç olarak kullanılabileceğini düşündürmektedir.
Efficacy and safety of perampanel as the first medication for children with newly diagnosed epilepsy: a real-world single-center prospective observational study.
Perampanelin ilk monoterapi olarak kullanıldığı 128 çocuk hastalık tek merkezli prospektif çalışmada, 12 ayda genel nöbetsizlik oranı %64.1 bulunmuş; SeLECTS (Rolandik epilepsi) alt grubunda bu oran %78.6 ile non-SeLECTS gruptan (%56.9) belirgin daha yüksek. En sık yan etkiler baş dönmesi, uyku hali ve irritabilite olup çoğunlukla hafif-geçici, yavaş titrasyonla tolere edilebilmiş; 4 mg/gün dozu en yüksek nöbetsizlik oranıyla ilişkili bulunmuş. Bu veriler perampanelin Rolandik epilepside ilk-basamak monoterapi seçeneği olarak etkin ve güvenli olabileceğini destekliyor.
Self-limited epilepsy with centrotemporal spikes (SeLECTS) with spike-and-wave activation in sleep (SWAS): clinical characteristics and electroencephalogram outcomes at the 2-year follow-up.
SeLECTS (BECTS) ve uykuda diken-dalga aktivasyonu (SWAS) olan 111 çocuğun 2 yıllık izleminde, hastaların %57.66'sında SWI %50'nin altına inerek SWAS geriledi. Persistan SWAS ile ilişkili bağımsız risk faktörleri: daha erken nöbet başlangıç yaşı, bilateral EEG deşarjları, yüksek başlangıç SWI değeri, 6 ay standart tedavi sonrası SWI'nin artması ve 6 ay tedaviye rağmen nöbetlerin devam etmesi olarak belirlendi. Bu beş faktörden oluşturulan nomogram yüksek prediktif performans gösterdi (AUC 0.908) ve yüksek riskli çocukları erken tanımlayarak izlem/tedavi kararlarını yönlendirmede klinik açıdan faydalı bir araç olabilir.
Epilepsy and disability in adults with tuberous sclerosis complex: a 16-year retrospective analysis.
180 TSC'li erişkinin (148'i dahil edilmiş) 16 yıllık retrospektif kohortunda, çocukluk döneminde ilaca dirençli epilepsi (DRE), erişkinlikte kalıcı nöbetlerin en güçlü belirleyicisi olarak bulunmuş (OR 4.98). Disabilite (mRS>2) ile başlangıçta spazm (OR 4.78) ve çocukluk DRE (OR 4.65) ilişkili bulunmuş; erişkin başlangıçlı epilepsi nadir (%5.4) ve genelde hafif seyirli. TSC2 mutasyonları daha ağır kognitif ve organ tutulumuyla ilişkili olsa da erişkinlikte nöbet seyrini öngörmüyor. Sonuçlar, çocuklukta erken ve optimize epilepsi tedavisinin erişkin dönem prognozu için önemini destekliyor.
Research of Tuberous Sclerosis Complex (TSC)-Associated Neuropsychiatric Disorders (TAND) in China.
311 TSC hastasında (Çin, iki merkez) yapılan çalışmada TAND bulguları neredeyse evrensel bulunmuş: en sık ruh hali dalgalanması, dil gecikmesi ve dikkat eksikliği görülmüş; formal IQ testi yapılanların %68.4'ünde entelektüel yetersizlik, %22.2'sinde otizm spektrum bozukluğu saptanmış. Çocuklarda dil/öz bakım/dikkat sorunları, yetişkinlerde anksiyete/depresyon daha belirgin bulunmuş. TSC2 varyantı olan hastalarda TSC1'e göre nöropsikiyatrik tablo anlamlı olarak daha ağır seyretmiş (p<0.05), bu da rutin TAND taramasının ve genotipe duyarlı kişiselleştirilmiş yönetimin önemini destekliyor.
Prenatal diagnosis of cardiac rhabdomyoma: implications for predicting tuberous sclerosis complex and guiding perinatal management.
Kardiyak rabdomyom saptanan fetuslerde TSC tanısı için tümör çokluğunun duyarlılığı yüksek (%87,5) ama özgüllüğü düşük (%50) bulunmuş; fetal beyin MRI ise özgüllüğü %100 olup TSC olgularının %89,4'ünde SSS lezyonu göstermiş (bunların %81'i ultrasonda görünmeyen, gizli lezyonlar). Trio-WES, MRI'si normal olan 5 TSC olgusunda patojenik varyant (çoğunlukla TSC2, %85) saptayarak MRI'ye ek tanısal değer sağlamış; TSC2 varyantları subependimal dev hücreli astrositom gibi daha ağır fenotiplerle ilişkili bulunmuş. TSC-pozitif canlı doğan tüm bebeklerde postnatal epilepsi gelişmiş ve gebeliği sonlandırma oranı TSC-pozitif grupta %87,5'e ulaşmış; bu nedenle kesin prenatal tanı için MRI+trio-WES birlikte kullanımı öneriliyor.
Neural crest cell signatures drive tumorigenesis in tuberous sclerosis complex and lymphangioleiomyomatosis.
TSC ve LAM tümörlerinde, nöral krest hücre özellikleri gösteren yeni bir tümör alt popülasyonu tanımlanmış (Sox9, Tfap2a, Spp1, Lcn2, Clu, Krt18 ekspresyonu ile). Bu bulgu, TSC/LAM'ı bir tür "nörokristopati" olarak modelleyen yeni bir mekanistik çerçeve sunuyor ve WNT/SHH sinyal yolaklarının rol oynadığını gösteriyor. LAM hastalarında serum SPP1 ve KRT18 yüksekliği, LCN2 düşüklüğü, geleneksel VEGFD'den bağımsız yeni biyobelirteç adayları olarak öne çıkıyor; bu da mTOR inhibisyonu dışında potansiyel tedavi hedefleri işaret ediyor. Ancak veriler henüz büyük ölçekte klinik doğrulama gerektiriyor, pratik değişikliği için erken aşamada.
Genotype and subependymal lesion burden influence volumetric response to everolimus in tuberous sclerosis complex-associated subependymal giant cell astrocytoma: A 10-year real-world study.
TSC ilişkili SEGA'da everolimus ile tedavi edilen 43 hastalık 10 yıllık gerçek yaşam kohortunda, tedaviye yanıt verenlerde (≥%30 hacim küçülmesi) TSC1 patojenik varyantı non-responderlara göre anlamlı derecede daha sık bulundu (%28.6 vs %4.0). Ayrıca yanıt verenlerde bazal olarak "potansiyel SEGA" olarak tanımlanan büyümeyen 0.5-1 cm subependimal lezyon yükü daha düşüktü (%12.5 vs %55.6). Hastaların hiçbirinde takipte hidrosefali gelişmedi veya cerrahi gerekmedi; bu bulgular genotipe ve bazal görüntüleme yüküne göre tedavi yanıtının bireyselleştirilmiş öngörülmesine olanak sağlayabilir.
Nonlinear dose-response relationship between exercise intervention and executive function in children with autism spectrum disorder: A systematic review and multilevel meta-analysis.
3-15 yaş arası 742 ASB'li çocuğu kapsayan 21 çalışmalık meta-analizde, egzersiz müdahaleleri yönetici işlevleri anlamlı düzeyde iyileştirmiş (Hedges' g=0.64), özellikle bilişsel esneklik üzerinde (g=0.75) belirgin etki görülmüş; inhibisyon kontrolü (g=0.59) ve çalışma belleği (g=0.56) de anlamlı iyileşme göstermiş. Doz-yanıt modellemesi, gözlenen verinin üst sınırına yakın dozlarda en yüksek etkinin öngörüldüğünü ve yaşın etkiyi modere ettiğini gösteriyor. Kanıt kesinliği düşük olduğu için sonuçlar temkinli yorumlanmalı, ancak egzersizin yönetici işlevleri destekleyici bir müdahale seçeneği olarak klinik pratikte değerlendirilmesi makul görünüyor.
Effectiveness and Types of Interventions for Autism Spectrum Disorder: A Systematic Review, Meta-Analysis, and Meta-Regression.
41 RKÇ (n=3008) içeren bu meta-analizde ASB müdahaleleri genel olarak orta düzeyde ve anlamlı bir etki göstermiş (etki büyüklüğü ~0.50, başarı oranı ~%62). Alt grup analizlerinde dijital/teknoloji tabanlı müdahaleler en yüksek etkiyi (0.67) gösterirken, bunu nütrisyonel (0.64), davranışsal (0.63) ve farmakolojik (0.63) müdahaleler izlemiş; fiziksel/uğraşı terapileri görece daha düşük etkili bulunmuş (0.52). Müdahale başlangıç yaşı, bağlam ve çıktı alanı etkiyi anlamlı şekilde etkileyen moderatörler olarak belirlenmiş. Ancak belirgin yayın yanlılığı saptanmış; trim-and-fill sonrası düzeltilmiş etki 0.37'ye düşmüş, bu nedenle sonuçlar dikkatli yorumlanmalı ama dijital müdahalelerin göreceli üstünlüğü klinik pratik açısından dikkate değer.
X-chromosomal genetic variants and haplotype analysis in male cerebral palsy patients: insights into genetic susceptibility and sex-specific risk.
Çinli erkek serebral palsi hastalarında (n=1076) yapılan X-kromozom çapında ilişkilendirme çalışmasında, UTP14A genindeki intronik rs2281277 varyantı SP ile anlamlı ilişkili bulunmuş (OR=0.644). Bu SNV'yi içeren altı varyanttan oluşan bir risk haplotipi (CGTATC), SP riskinde %53.1 artışla ilişkilendirilmiş (OR=1.531). Bulgular, erkeklerde SP'ye yatkınlığın X'e bağlı genetik mekanizmalarla ilişkili olabileceğini düşündürüyor; ancak bağımsız kohortlarda replikasyon ve fonksiyonel doğrulama gerektiriyor, henüz klinik pratiğe doğrudan yansımıyor.
Progress report on new epilepsy treatments: A summary of the Eighteenth Eilat Conference on New Antiepileptic Drugs and Devices (EILAT XVIII). II. Treatments in more advanced clinical development.
Bu derleme, Dravet sendromu için geliştirilmekte olan iki yeni tedavi yaklaşımını özetliyor: ETX-101 (SCN1A-pozitif Dravet sendromu için gen tedavisi) ve zorevunersen (endojen Nav1.1 protein ekspresyonunu geri kazandırmayı hedefleyen antisense oligonükleotid). Her ikisi de hastalığın altında yatan SCN1A/Nav1.1 eksikliğini doğrudan hedefleyen, mevcut semptomatik tedavilerden farklı mekanizma taşıyan ilaçlar olup henüz klinik geliştirme sürecinde. Hekimin, ileride Dravet hastaları için hastalık-modifiye edici tedavi seçeneklerinin gündeme gelebileceğinden haberdar olması önemli, ancak henüz onay veya faz sonuç verisi bu makalede sunulmamıştır.
Monogenic epilepsies exhibit distinct sleep endophenotypes.
SCN1A (Dravet sendromu dahil) ilişkili epilepsilerde insomni, parasomni ve uyku ile ilişkili hareket bozuklukları sık görülüyor ancak formal uyku bozukluğu tanısı hastaların sadece %25'inde konulmuşken %58'i uyku sorunu bildiriyor - yani belirgin bir tanı eksikliği var. Kalıcı nöbetler; uyku bozukluğu tanısı, bozulmuş uyku mimarisi, gece nöbetleri, hipersomnolans ve insomni ile anlamlı ilişkili bulunmuş (OR'lar 1.8-4.5 arası). Bu bulgular, Dravet ve diğer monogenik epilepsi hastalarında rutin takipte uyku sorununun aktif olarak sorgulanması ve tedavi edilmesinin nöbet kontrolü ve gelişimsel sonuçları iyileştirebileceğini öneriyor.
Clozapine for Severe Treatment-Resistant Disruptive Behaviors in Youth with Autism Spectrum Disorder: A Prospective Real-World Interventional Study.
10-17 yaş arası, en az 2 antipsikotik denemesine rağmen tedaviye dirençli ciddi disruptif davranışları olan 31 otizmli gençte klozapin 12 hafta uygulanmış. ABC-İrritabilite skorunda belirgin azalma (32.0'dan 7.4'e), %83.9 yanıt ve %38.7 remisyon oranı bildirilmiş; günlük yaşam becerileri ve bakıcı yaşam kalitesinde de iyileşme görülmüş. Ancak kilo alımı, trigliserit yüksekliği gibi metabolik yan etkiler ve 4 nöbet ile 1 pnömoni gibi ciddi advers olaylar rapor edilmiş; bu nedenle klozapin son basamak seçenek olarak, sıkı izlemle değerlendirilmeli. Kontrollü çalışmalarla doğrulama gerektiği vurgulanıyor.
Disentangling Oscillatory and Aperiodic Neural Activity in Autism: A Spectral Parameterization Analysis of Neurofeedback Intervention.
40 çocukla yapılan RKÇ'de alfa-bant nörofeedback (NFB) eğitimi, kontrol grubuna göre sosyal biliş ve ilişki kurma becerilerinde bakıcı bildirimli anlamlı iyileşme sağlamış. EEG'de spektral parametrizasyon analiziyle, NFB grubunda aperiyodik eğimde dikleşme (nöral gürültünün azalması, inhibitör modülasyonun olası optimizasyonu) ve periyodik alfa gücünde artış ile alfa merkez frekansında hızlanma gözlenmiş; bu fizyolojik değişimler frontal ve oksipital bölgelerde davranışsal iyileşmeyle korelasyon göstermiş. Bulgular, NFB gibi nöromodülatör girişimlerin etkinliğini değerlendirmede aperiyodik/periyodik EEG bileşenlerinin ayrıştırılmasının yararlı bir biyobelirteç yaklaşımı olabileceğini destekliyor.
Transcranial direct current stimulation reshapes the high-speed dynamic Organization of the autistic brain: An EEG microstate and brain network analysis.
52 ASB'li çocukta yapılan RKÇ'de, sol DLPFC'ye yönlendirilen 5 haftalık tDCS uygulaması, kontrol grubuna göre ABC ve SRS skorlarında iyileşme ile birlikte EEG mikrostate paternlerinde (mikrostate A/B artışı, C/D süresinde azalma) ve ağ verimliliğinde değişiklik gösterdi. Mikrostate A oluşum sıklığındaki artış, klinik skorlardaki (ABC, SRS) düzelmeyle özgül olarak ilişkiliydi; bu bulgu tDCS tedavi etkinliğini izlemek için elektrofizyolojik bir biyobelirteç adayı olabilir. Tedaviye yanıtı objektif olarak takip etmek isteyen klinisyenler için ilgi çekici bir bulgu, ancak tekrarlayan çalışmalarla doğrulanması gerekir.
Epidural analgesia in labour and neonatal and childhood outcomes: national population based cohort study.
İskoçya'da ~495.695 gebeyi kapsayan ulusal kohort çalışmasında, doğum sırasında epidural analjezi uygulanmasının neonatal nörolojik morbidite (HİE, nöbet, İVK, PVL vb.), diğer neonatal morbidite, sepsis, düşük Apgar skoru, neonatal mortalite veya çocukluk çağı serebral palsi riskiyle ilişkili olmadığı gösterilmiştir (SP için düzeltilmiş RR 0.80, %95 GA 0.60-1.06). Bulgular yüksek riskli gebelikler, preterm doğumlar ve farklı doğum şekillerinde tutarlı bulunmuştur. Bu sonuçlar, epidural analjezinin serebral palsi etiyolojisinde suçlanmaması gerektiğini ve güvenli bir intrapartum bakım seçeneği olarak yaygınlaştırılabileceğini destekliyor.
Neurological outcomes in extremely preterm infants with periventricular hemorrhagic infarction: clinical and cranial ultrasound findings.
≤28 hafta doğan ve periventriküler hemorajik infarkt (PVHI) gelişen bebeklerde, serebral palsi gelişimini en iyi öngören faktörün PVHI'nin kendisi değil, eşlik eden posthemorajik ventrikülomegali olduğu bulunmuş. Tam terminal ven tutulumu bağımsız olarak mortaliteyi öngörmüş (OR 18.9). Antenatal kortikosteroid eksikliği ve doğumda ileri resüsitasyon PVHI gelişimiyle ilişkili bulunmuş; 15 mm'den büyük infarktlar ve eşlik eden grade III GMH-IVH kötü nörogelişimsel sonuçla ilişkiliymiş. Bu bulgular ekstrem pretermlerde SP riskini değerlendirirken kraniyal ultrason bulgularının (özellikle ventrikülomegali ve terminal ven tutulumu) prognostik değerini vurguluyor.
Ketogenic diet therapies for the treatment of drug-resistant epilepsy in children and adults: A systematic review.
17 RCT'yi (11'i çocuk, 6'sı adölesan/erişkin) inceleyen bu sistematik derlemeye göre çocuklarda ketojenik diyet tedavileri ile %37 oranında nöbet sıklığında ≥%50 azalma sağlanabiliyor (orta kesinlik); ayrıca her 100 çocuktan yaklaşık 6'sında ≥%90 azalma görülebiliyor (düşük kesinlik). Adölesan ve erişkinlerde ise standart tedaviye kıyasla her 100 kişiden 16'sı daha fazla ≥%50 nöbet azalması elde edebiliyor (orta kesinlik), ancak ≥%90 azalma etkisi belirsiz. Yan etkiler açısından çocuklarda anlamlı fark saptanmazken, erişkinlerde kanıt çok düşük kesinlikte; tedaviye uyum her iki grupta da diyet ile biraz daha düşük olabiliyor ve yaşam kalitesi/kognitif-davranışsal sonuçlara dair veriler yetersiz ve heterojen.
Switching from oxcarbazepine to eslicarbazepine in patients with focal epilepsy: A systematic review and single-arm meta-analysis.
OXC'ye bağlı tolerabilite sorunları (özellikle sedasyon, nörovestibüler yan etkiler) olan fokal epilepsi hastalarında ESL'ye geçiş, 7 çalışma ve 312 hastayı içeren bu meta-analizde pragmatik bir strateji olarak öne çıkıyor: tedavi devamlılığı %74, OXC ilişkili yan etkilerin düzelmesi %53.1, somnolans düzelmesi %28.2 olarak bulunmuş. Nöbet yanıtı (≥%50 azalma) %22.1, nöbetsizlik %14.2, tedavi bırakma oranı %15 olarak raporlanmış. Kanıtın gözlemsel niteliği, yüksek heterojenite ve geniş güven aralıkları nedeniyle sonuçlar dikkatli yorumlanmalı, ancak klinik pratikte tolerabilite sorunu olan hastalarda geçiş stratejisini destekleyen ilk toplu veri niteliğinde.
Efficacy and Safety of Perampanel in Patients With Brain Tumor-Related Epilepsy: A Systematic Review and Meta-Analysis.
Beyin tümörüne bağlı epilepsisi olan 382 hastayı içeren 8 gözlemsel çalışmanın meta-analizinde, perampanel ile hastaların %42'sinde nöbet serbestliği, %46'sında nöbet sıklığında ≥%50 azalma sağlanmış. Onkolojik progresyon oranı (%39) perampanel kullanımından bağımsız bulunmuş, yani ilacın tümör davranışı üzerine olumsuz bir etkisi saptanmamış. Yan etkiler hastaların %26'sında görülmüş ve çoğunlukla hafif-orta şiddette, bilinen güvenlik profiliyle uyumlu. Bulgular, AMPA reseptör antagonisti perampanelin BTRE'de semptomatik nöbet yönetiminde (adjuvan tedavi ve palyatif bakım dahil) değerli bir seçenek olabileceğini destekliyor, ancak randomize kontrollü çalışmalarla doğrulanması gerekiyor.
Prognostic factors in vagus nerve stimulation for drug-resistant epilepsy. Results from a systematic review and meta-analysis of the literature.
Dirençli epilepside VNS uygulanan hastalarda yapılan bir sistematik derleme/meta-analize göre; fokal başlangıçlı nöbetler (RR 1.31), belirli cinsiyet (RR 1.14) ve daha erken nöbet başlangıç yaşı (SMD 0.22) VNS'ye daha iyi yanıtla ilişkili bulunmuş. Genetik etiyoloji, epilepsi süresi ve VNS implantasyon yaşı ile anlamlı ilişki saptanmamış. Bulgular, seçilmiş hastalarda VNS'nin daha erken düşünülmesini ve hasta stratifikasyonunda bu faktörlerin dikkate alınmasını destekliyor; ancak yazarlar bu biyobelirteçlerin klinik kullanımı için daha fazla araştırma gerektiğini vurguluyor.
Temporal patterns of neurostimulation efficacy in drug-resistant epilepsy: A systematic review and meta-analysis.
94 kohort ve 4 nöromodülasyon yöntemini (açık-döngü VNS, kapalı-döngü VNS, DBS, RNS) kapsayan bu meta-analizde, ≥%50 nöbet azalması gösteren yanıt oranları zamanla belirgin şekilde artıyor: 3. ayda %38.7, 6. ayda %48.2, 12-18. ayda %59.3, ≥21. ayda %61.8'e ulaşıyor. Cihazlar arası sayısal farklar olsa da, zaman-cihaz etkileşimi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamış; yani tüm modaliteler benzer şekilde 1-2 yıl içinde giderek artan etkinlik gösteriyor. Klinik açıdan önemli mesaj: nöromodülasyon tedavisine erken dönemde yanıt yetersiz görünse bile, hastalara etkinin 1-2 yıla kadar kademeli olarak arttığının anlatılması ve erken dönemde tedavinin sonlandırılmaması gerektiği vurgulanmalı.
Gene burden meta-analysis of 748 879 individuals identifies LGI1-ADAM23 protein complex association with epilepsy.
750.000'den fazla bireyi kapsayan biobank verilerinin (UK Biobank, All of Us, MGB) meta-analizinde nadir kodlayıcı varyant yükü testiyle LGI1 geninin epilepsiyle ilişkisi doğrulanmıştır. Çalışma, LGI1 ile doğrudan protein etkileşimi olan ADAM23 geni için de epilepsiyle ilk istatistiksel kanıtı sunmaktadır (önceki hayvan çalışmaları ve tek bir insan vaka bildirimiyle desteklenen). Ayrıca GABRG2, ATP1A3, HTRA2, KRIT1, STAG1 gibi genlerin epilepsi veya komorbid nöbetli nörolojik hastalıklarla ilişkisi teyit edilmiş; LGI1/ADAM23'ün büyük oranda epilepsiye özgü, KRIT1/TSC1/TSC2 gibi genlerin ise daha sistemik etkilere sahip olduğu gösterilmiştir. Bu bulgular, genetik tanı panellerinde ADAM23'ün aday gen olarak değerlendirilmesi için gelecekte kanıt oluşturabilir.
Efficacy of Levetiracetam in Patients With Pediatric Epilepsy: A Systematic Review and Meta-Analysis.
25 RCT'yi (4070 hasta) içeren bu meta-analize göre levetirasetam (LEV), plasebo/eklenti kontrollü çalışmalarda nöbetsizlik (RD %11) ve yanıt oranını (RD %24,3) anlamlı şekilde artırıyor. Ancak aktif ASM'lerle karşılaştırıldığı monoterapi çalışmalarında LEV genel olarak üstünlük göstermiyor; hatta düşük yanlılık riskli (kaliteli) çalışmalarda aktif karşılaştırıcılara göre dezavantajlı bulunmuş. Yani LEV plaseboya göre etkili ancak yerleşik ASM'lere kıyasla monoterapide üstün olmayabilir, bu seçim yaparken göz önünde bulundurulmalı. Çalışmaların önemli bir kısmı (14/25) yüksek yanlılık riski taşıyor, bu nedenle sonuçlar dikkatli yorumlanmalı.
Cannabidiol Use in Developmental and Epileptic Encephalopathies: A Syndrome- and Age-Stratified Systematic Review and Meta-analysis.
Farmasötik-grade kannabidiol (CBD), Dravet ve Lennox-Gastaut sendromu dışındaki geniş DEE spektrumunda da hastaların yaklaşık yarısında (%49.9) ≥%50 nöbet azalması sağlıyor; ≥%75 yanıt %26.7, nöbetsizlik ise %5.7 oranında görülüyor. Yaş, sendrom tipi, doz, klobazam eş-tedavisi ve takip süresine göre etkinlikte tutarlı/güvenilir bir farklılaşma saptanmadı — yani belirli bir alt grup için üstün etkinlik iddia edilemiyor. Güvenlik profili bilinenle uyumlu (uyku hali, iştah azalması, ishal, yorgunluk, davranışsal değişiklikler; transaminaz yükselmesi özellikle valproat ile birlikte kullanımda). Klinik mesaj: CBD, DEE spektrumunda sendromdan bağımsız olarak makul bir seçenek olabilir ancak hasta seçimini yönlendirecek güvenilir bir alt grup belirteci henüz yok.
Late-onset epileptic spasms: presentation, aetiology and outcome.
12 aydan sonra başlayan epileptik spazmlar (geç başlangıçlı, LOES) sıklıkla miyoklonik epilepsi veya epileptik olmayan bir durumla karıştırılıyor; hastaların sadece %24'üne başvuruda doğru tanı konmuş. Etiyoloji vakaların %95'inde saptanmış: en sık yapısal-malformatif nedenler (fokal kortikal displazi vb, %63), ardından yapısal-edinsel (%13), genetik (%13) ve onkolojik (%6) nedenler bulunmuş. Prednizolon genetik etiyolojili olgularda, vigabatrin ise yapısal-malformatif olgularda daha etkili olmuş; klobazam dışındaki diğer antiepileptikler, VNS ve ketojenik diyet etkisiz kalmış. Cerrahi uygulanan hastaların %86'sında spazmlar durmuş; tek taraflı yapısal-malformatif nedenli hastalarda en iyi sonuçlar cerrahi ile elde edilmiş — bu da geç başlangıçlı spazmlarda erken tanı ve cerrahi değerlendirmenin önemini vurguluyor.
Primary concomitant horizontal strabismus as a clinical biomarker of severity in West Syndrome.
118 West sendromlu hastanın değerlendirildiği bu çalışmada, hastaların %67.8'inde primer konkomitan horizontal şaşılık (çoğunlukla ekzotropya) saptanmış. Şaşılığı olan hastalarda spazm başlangıç yaşı daha erken ve spazm kontrolü için gereken ilaç sayısı daha fazla bulunmuş. Ayrıca şaşılığı olanların yarısında epikantal kıvrım gibi palpebral fissür anomalileri eşlik ediyor. Yazarlar bu göz bulgularının, EEG ve görüntüleme sonuçları beklenirken erken dönemde hastalık şiddetini öngörmede kullanılabilecek klinik biyobelirteçler olduğunu öneriyor.
Early Vigabatrin Treatment Before Seizure Onset Decreased Interictal Epileptiform Discharges Over the Duration of the PREVeNT Study.
PREVeNT çalışmasının bu alt analizinde, tüberoskleroz kompleksli infantlarda spazm başlamadan önce başlanan erken vigabatrin tedavisi, ilk 3 yıl boyunca EEG'lerde interiktal epileptiform deşarj (IED) oranını plaseboya göre yaklaşık %20 azaltmış. Bu azalma özellikle infantil spazm gelişmeyen vigabatrin grubu hastalarında belirgin olmuş (IED oranı %27.7 vs plasebo %41.7). Buna karşın her iki grupta da spazm gelişen hastalarda IED oranı yüksek kalmış (yarıdan fazla EEG'de IED saptanmış), yani spazm gelişimi EEG bulgularını asıl belirleyen faktör olarak öne çıkıyor. Bulgular, TSC'li bebeklerde spazm öncesi erken vigabatrin tedavisinin elektrofizyolojik yükü azaltabileceğini destekliyor.
Real-world effectiveness of highly purified cannabidiol in epilepsy associated with 15q11.2-q13.1 duplication and deletion syndromes: A multicenter study.
15q11.2-q13.1 duplikasyon/delesyon sendromlarında (10'u Angelman sendromu) yüksek saflıkta CBD kullanımını değerlendiren çok merkezli retrospektif çalışmada, ortalama nöbet azalması %55.7 olarak bulundu; hastaların %63.6'sında ≥%50, %18.2'sinde tam nöbet kontrolü sağlandı. Angelman hastalarında özellikle miyoklonik nöbetlerde belirgin azalma gözlendi. CBD genel olarak iyi tolere edildi, yan etki nedeniyle tek başına kesilme olmadı; ayrıca uyku, davranış ve dikkatte iyileşme bildirildi.
Emerging disease-modifying therapies for Angelman syndrome: A comprehensive review for pediatric neurologists.
Angelman sendromunda artık sadece semptomatik tedavi değil, UBE3A antisens transkriptini hedefleyen antisens oligonükleotid (ASO) tedavileri (ION582, GTX-102/apazunersen, rugonersen) gündemde; bu üç aday Faz 1/2 çalışmalarda kavram kanıtı etkinlik gösterdi ve ikisi pivotal Faz 3 çalışmalara geçti. Ayrıca gen replasman tedavisi (MVX-220) tek uygulamalık tedavi potansiyeli taşıyor ancak güvenlik, immün yanıt ve kalıcılık açısından zorluklar mevcut. CRISPR tabanlı gen düzenleme, yapay transkripsiyon faktörleri ve kan-beyin bariyerini geçen yeni ilaç taşıma sistemleri gibi yaklaşımlar henüz preklinik aşamada. Hekimlerin klinik takip ve aile bilgilendirmesi açısından bu gelişen tedavi manzarasından haberdar olması önemli; sonuç ölçüm zorlukları, genotip stratifikasyonu ve uzun dönem güvenlik takibi kritik konular olarak vurgulanıyor.
Heat shock factor 1 signaling: A novel pathway implicated in Rett syndrome pathophysiology.
Rett sendromlu hastaların (hem MECP2 mutasyonlu hem de mutasyon-negatif atipik olgular) beyin doku örneklerinde ısı şoku faktörü 1 (HSF1) sinyal yolunda artış saptanmış; bu artış özellikle şiddetli MECP2 mutasyonu olan hastalarda belirgin. Fare modellerinde HSF1 aktivasyonunun (hipertermi veya farmakolojik indüksiyon ile) nöbet benzeri fenotip ve ölümü artırdığı, buna karşın HSF1 inhibisyonunun motor öğrenme ve genel sağlık açısından fenotipi iyileştirdiği gösterilmiş. Bulgular HSF1 yolağının Rett sendromunda hastalığı şiddetlendiren bir mekanizma olduğunu ve inhibisyonunun potansiyel bir tedavi hedefi olabileceğini düşündürmektedir; ancak bu henüz preklinik aşamada bir bulgudur.
Recent advances in epigenetic therapeutics for Rett syndrome: from mechanisms to clinical trials.
Bu derleme, Rett sendromunun artık statik değil potansiyel olarak geri döndürülebilir bir hastalık olarak görüldüğünü vurguluyor. MeCP2'nin kromatin mimarisindeki rolü (sıvı-sıvı faz ayrışması dahil) ve yeni tedavi stratejileri (otoregülasyonlu gen replasmanı, CRISPR-off/on ile epigenetik düzenleme, X-kromozom reaktivasyonu) tartışılıyor. Mutasyon tipine göre stratifiye tedavi yaklaşımı (genotipe dayalı terapi) öneriliyor ve devam eden klinik çalışmalardaki verilerle birlikte, ilaç dağıtım verimliliği, immünojenisite ve objektif biyobelirteç eksikliği gibi güncel zorluklar özetleniyor. Şu an rutin pratiği değiştirmiyor ancak yakın gelecekteki tedavi seçeneklerini takip etmek için önemli bir kaynak.
Baseline omega-3 nutritional status and supplementation response in pediatric attention-deficit/hyperactivity disorder: a systematic review and biomarker-stratified meta-analysis.
Pediatrik DEHB'de omega-3 desteğinin genel etkisi küçük ve sınırda anlamlı (SMD=0.21). Ancak başlangıçta düşük omega-3 (EPA/DHA) düzeyi olan çocuklarda etki belirgin daha büyük (SMD=0.52), normal/yüksek başlangıç düzeyi olanlarda ise anlamlı fayda görülmemiş (SMD=0.03). Bu, omega-3 desteğinin yalnızca başlangıçta eksikliği olan hastalarda faydalı olabileceğini düşündürüyor; ancak yazarlar bu bulguyu sadece 7 RCT'ye dayandığı ve eşik tanımlarının çalışmalar arası farklılık gösterdiği için hipotez üretici kabul ediyor, henüz biyobelirteç-yönlendirmeli tedavi önerisi yapılamıyor.
Intervention effects of long-term exercise on executive function in children and adolescents with attention-deficit hyperactivity disorder: a three-level meta-analysis of randomised controlled trials.
15 RCT'nin dahil edildiği üç düzeyli meta-analize göre, uzun süreli egzersiz DEHB'li çocuk ve ergenlerde yürütücü işlevleri iyileştirebilir (Hedges' g = -0.52; %95 GA -0.87 ile -0.18; p=0.003), ancak kanıt kesinliği düşük olarak değerlendirilmiştir. Müdahale süresi ve yaş, egzersizin yürütücü işlev üzerindeki etkisini etkileyen moderatör faktörler olarak bulunmuştur, fakat alt grup analizlerindeki az sayıda etki büyüklüğü nedeniyle bu bulgular temkinli yorumlanmalıdır. Bu bulgu, egzersizin DEHB tedavisinde farmakolojik olmayan destekleyici bir yaklaşım olarak düşünülebileceğine dair ek kanıt sağlamaktadır.
Mapping the association between cognitive disengagement syndrome and internalizing disorders: A systematic scoping review with meta-analysis and meta-regression.
CDS (eski adıyla Sluggish Cognitive Tempo), DEHB dikkatsizliğinden yapısal olarak ayrı ama transdiagnostik bir yapı olarak, depresyon (r=0.56) ve anksiyete (r=0.46) ile orta-güçlü düzeyde ilişkili bulunmuş; bu ilişki DEHB inattention kontrol edildikten sonra da anlamlılığını korumuş. Çocuk, ergen ve yetişkinlerde tutarlı olan bu bulgu, CDS'nin özellikle depresyon için gelişimsel bir risk faktörü olabileceğini düşündürüyor. Klinisyenler DEHB'li hastalarda CDS belirtilerini değerlendirirken eşlik eden internalizan semptomlara (özellikle depresif belirtilere) dikkat etmeli; ancak semptom örtüşmesini kontrol eden çalışmaların azlığı nedeniyle klinik yorum sınırlı kalmaktadır.
Combined family-based association and linkage analyses in families affected by attention-deficit hyperactivity disorder.
Bu çalışma, DEHB'li aileleri kapsayan büyük iki kohortta (toplam ~2170 birey) genom-çapında ilişki ve bağlantı analizlerini birleştirerek yeni aday genetik bölgeler tanımlamış: TFRC yakını, GSDME ve TRIM31 içi varyantlar genom-çapında anlamlı bulunmuş. Ayrıca 19p13.2-13.11 bölgesinde anlamlı bağlantı sinyali saptanmış ve önceki çalışmalarla örtüşen bağlantı bölgeleri doğrulanmış. DEHB ile ilişkili genlerin, beynin toplam yüzey alanı ve varsayılan mod-görev pozitif ağları arasındaki fonksiyonel bağlantı ile örtüştüğü gösterilmiş; bu bulgular DEHB'nin genetik-nöral temelini aydınlatmaya katkı sağlıyor ancak henüz doğrudan klinik uygulamaya yansımıyor.
A Telerehabilitation-Based Fine Motor Training Program for Children With Inattentive Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder: Randomized Controlled Trial.
Dikkatsizlik tipi DEHB'li 6-10 yaş çocuklarda (n=66) 12 haftalık, haftada 3 kez 60 dakikalık canlı online (teletıp) ince motor eğitim programı, bekleme listesi kontrol grubuna kıyasla ebeveyn bildirimli dikkatsizlik semptomlarında, inhibisyon kontrolü/bellek/bilişsel esneklik gibi yürütücü işlevlerde ve el becerisi/el-göz koordinasyonunda anlamlı iyileşme sağlamış; etkiler 12. ve 24. haftada sürmüş. Bulgular, ilaç dışı ek bir tedavi seçeneği olarak teletıp temelli motor eğitiminin faydalı olabileceğini düşündürüyor, ancak bekleme listesi kontrol tasarımı ve ebeveyn bildirimine dayalı ölçümler nedeniyle sonuçlar temkinli yorumlanmalı.
A systematic review of the prevalence of ADHD and autism among those experiencing gambling harm.
14 çalışmayı içeren bir sistematik derleme ve meta-analiz, kumar zararı yaşayan bireylerde DEHB prevalansını %24 olarak bulmuş; bu oran genel popülasyondaki %2,58'lik prevalansa göre belirgin yüksek. Sonuçlarda yüksek heterojenite olduğu için tahminlerin abartılı olabileceği belirtiliyor. Klinik açıdan, DEHB'li ergen ve erişkin hastalarda kumar davranışı ve olası zararları açısından tarama/farkındalığın artırılması önerilebilir.
Essential Trace Elements Zinc, Iron, Copper and Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder in Children and Adolescents: A Systematic Review and Meta-Analysis of Case-Control Studies.
46 vaka-kontrol çalışmasının (5515 DEHB, 8166 kontrol) meta-analizinde, DEHB'li çocuklarda serum çinko, demir ve ferritin düzeyleri kontrollere göre anlamlı düşük bulunmuş; bakır düzeylerinde anlamlı fark saptanmamış. Bu fark özellikle 12 yaş altı çocuklarda ve gelişmekte olan ülkelerde daha belirgin. Bulgular, çinko ve demir eksikliğinin DEHB patogenezinde rol oynayabileceğini düşündürüyor; ancak çalışmalar arası yüksek heterojenlik nedeniyle klinik biyomarker olarak kullanım için daha fazla kanıt gerekiyor.
Yeni etki mekanizmalı antiepileptik azetukalner: Faz 3 X-TOLE2 olumlu sonuçlandı
Xenon'un geliştirdiği azetukalner (Kv7 potasyum kanal açıcısı — yeni bir etki mekanizması) fokal başlangıçlı nöbetlerde erişkinlerde yürütülen Faz 3 X-TOLE2 çalışmasında birincil son noktaya ulaştı: 25 mg dozda aylık nöbet sıklığında medyan %53,2 azalma sağlandı (plaseboda %10,4). Nöbetlerinde en az %50 azalma görülen hasta oranı 25 mg grubunda %54,8, 15 mg grubunda %37,6 idi (plaseboda %20,8). İlaç genel olarak iyi tolere edildi (en sık baş dönmesi, baş ağrısı, uyku hali, yorgunluk). Çalışmaya çoğunlukla dirençli epilepsili (ortalama beş önceki ilaç denenmiş) hastalar alındı. Xenon, ABD FDA'ya ruhsat başvurusunu 2026'nın 3. çeyreğinde planlıyor; onaylanırsa azetukalner epilepside ilk Kv7 potasyum kanal açıcı ilaç olacak. Veriler Nisan 2026'daki AAN kongresinde sunulacak. (Erişkin çalışması; araştırma aşamasındadır, henüz ruhsatlı bir tedavi değildir; bilgilendirme amaçlıdır.)
Angelman için ION582 (REVEAL): Faz 3'te ilk kohortun alımı tamamlandı
Ionis'in Angelman sendromu için geliştirdiği antisens oligonükleotid (ASO) tedavisi ION582'nin Faz 3 REVEAL çalışmasında ilk kohortun (Kohort 1) hasta alımı tamamlandı (Temmuz 2026). Angelman topluluğunun görüşleri doğrultusunda tasarlanan REVEAL çalışması, tedavinin etkinliğini ve güvenliliğini değerlendirmek üzere planlandı. ION582, UBE3A geninin normalde susturulmuş olan babadan gelen kopyasını yeniden etkinleştirmeyi hedefler. (Araştırma aşamasındadır; henüz ruhsatlı bir tedavi değildir.)
Rett gen tedavisi TSHA-102: pivotal çalışmada dozlama tamamlandı
Rett sendromu için araştırma aşamasındaki gen tedavisi TSHA-102'nin REVEAL pivotal çalışmasında dozlama tamamlandı. Faz 1/2 Part A uzun dönem verilerinde katılımcıların tamamı ince motor, kaba motor ve iletişim alanlarında en az bir gelişimsel basamak kazandı veya yeniden kazandı; kazanımlar 12 ay ve üzerinde birikmeye devam etti. Genel olarak iyi tolere edildi; tedaviyle ilişkili ciddi advers olay veya doz-kısıtlayıcı toksisite bildirilmedi. (Araştırma aşamasındadır; henüz ruhsatlı bir tedavi değildir.)
Yeni ilaç denemesi: ION337 (ASCEND)
Ionis'in ION337 ilacı için ASCEND çalışması başladı: Dravet sendromlu 2–12 yaş çocuklarda güvenlilik ve tolerabilite değerlendiriliyor. Açık etiketli çalışma hâlen katılımcı alıyor (NCT07531745).
Genetik hedefli tedaviler ilerliyor
SCN1A'yı hedefleyen antisens tedavi (zorevunersen) Faz 3 çalışmada; erken verilerde nöbet azalması ve gelişimsel kazanım bildirildi.
ASO tedavileri Faz 3'te
UBE3A'nın sessiz babadan gelen kopyasını yeniden açmayı amaçlayan antisens tedaviler (GTX-102, ION582) geç aşama çalışmalarda.
İlk ilaç + gen tedavisi
Trofinetid Rett için onaylı ilk ilaç; MECP2 gen tedavileri (TSHA-102, NGN-401) ruhsatlandırma çalışmalarında.
Erken tedavi seyri değiştiriyor
Nusinersen, risdiplam ve gen tedavisi (onasemnogene) ile erken başlanan tedavi sonuçları belirgin iyileştiriyor; yenidoğan taraması kritik.
Dizileme tanı oranını artırdı
Tüm ekzom/genom dizileme, açıklanamayan epilepsi ve gelişim geriliğinde tanı oranını belirgin yükseltti; hassas (kişiye özel) tedavinin kapısını açıyor.
Yeni antiepileptik seçenekler
Senobamat, fenfluramin, kannabidiol ve ganaksolon gibi yeni ilaçlar dirençli epilepsi ve Lennox-Gastaut'ta seçenekleri genişletiyor.
Immunological mechanisms and prevention strategies for febrile seizures in children.
Febril nöbet önlemesi artık tek tip ilaç yaklaşımından ziyade riske göre kişiselleştirilmiş üç düzeyli bir çerçevede ele alınıyor: birincil (aşılama-MMR, PCV13, COVID-19-ve enfeksiyon kontrolü), ikincil (yüksek riskli çocuklarda klinik öngörücüler, biyobelirteçler -hiponatremi, çinko/D vitamini eksikliği- ve patojene özgü riskler -influenza A, Omicron- ile risk sınıflaması) ve üçüncül (kompleks febril nöbet veya SCN1A/PCDH19 gibi genetik yatkınlığı olan çocuklarda komplikasyon ve epileptogenezi önleme). Antipiretiklerin uzak febril ataklarda nöbet tekrarını önlemediği, ancak aralıklı benzodiazepin (diazepam, intranazal midazolam) kullanımının yüksek riskli çocuklarda erken tekrarı etkili şekilde azalttığı (NNT=6.8) ancak %36'ya varan yan etki riski taşıdığı belirtiliyor. COVID-19 döneminde alınan non-farmakolojik önlemlerin febril nöbet insidansını %54-70 azalttığı, Omicron varyantının ise kompleks febril nöbetle ilişkili yeni bir tetikleyici olarak ortaya çıktığı vurgulanıyor.
Prevalence and factors associated with acute kidney injury in children presenting to the emergency department with a first tonic-clonic seizure: an exploratory study.
İlk kez tonik-klonik nöbet (febril veya afebril) ile başvuran çocuklarda akut böbrek hasarı (AKI) yaklaşık %12 oranında görülmüş; hiçbir hastada renal replasman tedavisi gerekmemiş. Febril nöbetlerde AKI ile ilişkili faktörler: gebelik yaşına göre düşük doğum ağırlığı (SGA), yüksek CRP düzeyi ve önceden parasetamol+ibuprofen kombinasyonu kullanımı olarak saptanmış. Bulgular keşifsel nitelikte olup, febril nöbetli çocuklarda özellikle bu risk faktörleri varlığında böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi akılda tutulmalı.
Prime editing of a pathogenic Scn1a allele ameliorates seizure phenotypes in a GEFS+ mouse model.
SCN1A geninde GEFS+'a yol açan K1270T mutasyonunu taşıyan fare modelinde, "prime editing" adı verilen gen düzenleme tekniği AAV vektörleriyle yenidoğan farelerin beynine verilmiş. Bu tedavi ile mutant alelin bir kısmı (DNA'da ~%35, mRNA'da ~%81) düzeltilmiş; sonuç olarak sağkalım %80'den %100'e çıkmış, inhibitör sinaptik iletim iyileşmiş ve indüklenen febril nöbet sıklığı %78.6'dan %13.3'e (yabani tip farelerdeki %8'e yakın) düşmüş. Bu, SCN1A ilişkili GEFS+ için gen düzeltme tedavisinin gelecekte bir tedavi seçeneği olabileceğini gösteren erken dönem, hayvan bazlı bir kanıt niteliğinde; henüz klinik uygulamaya yönelik değildir ama alanın geleceği açısından takip edilmeye değer.
Clinical characteristics and genetic analysis of patients with SCN1A gene pathological variant-related disorders: a single-center retrospective study.
SCN1A gen varyantlı 50 çocukta yapılan bu retrospektif çalışmada, N-terminal bölge varyantlarının status epileptikus riskiyle, S2-S3/S3-S4 bölge varyantlarının ise EEG anormallikleriyle güçlü ilişkili olduğu bulunmuş. Missense mutasyonlar Dravet-dışı fenotiplerde, status epileptikus ise Dravet grubunda anlamlı derecede daha sık görülmüş. Tedavi açısından ketojenik diyet olguların %80'inde etkili bulunurken, sodyum kanal blokerleri olguların %66,6'sında nöbetleri kötüleştirmiş — bu nedenle SCN1A ile ilişkili febril nöbet/epilepsi fenotiplerinde SCB kullanımında dikkatli olunması öneriliyor. Ayrıca 24 yeni patojenik varyant tanımlanarak genetik spektrum genişletilmiş.
Duration and determinants of impaired consciousness after febrile status epilepticus in children.
Febril status epileptikus (≥30 dk) geçiren 227 çocuğun %34.8'inde bilinç açılması 4 saatten uzun sürmüş; medyan bilinç düzelme süresi 176 dakika bulunmuş. Uzamış bilinç bozukluğu fenobarbital kullanımıyla ve düşük pH, düşük baz açığı, yüksek kreatinin/glukoz/amonyak gibi laboratuvar bozukluklarıyla ilişkili bulunmuş; çoklu değişken analizde asidoz (düşük pH) tek bağımsız belirleyici olarak öne çıkmış. Bu bulgu, ansefalopati veya menenjit olmaksızın febril status sonrası uzun süren bilinç kapalılığının erken tanınmasında ve laboratuvar (özellikle kan gazı) takibinin klinik karar sürecine yön vermesinde yardımcı olabilir.
Incidence and prognostic factors for febrile seizure recurrence in children: A prospective cohort study in Vietnam.
631 çocuğun izlendiği prospektif kohortta ilk febril nöbet sonrası 2 yıllık nüks oranı ortalama %27.6 (173/1000 kişi-yılı) bulunmuştur. Bağımsız nüks öngördürücüleri: ilk nöbette yaşın 21 aydan küçük olması, ailede febril nöbet öyküsü ve aynı ateşli hastalık sırasında birden fazla nöbet geçirilmesi olarak belirlenmiştir. Bu üç faktörün sayısına göre 2 yıllık nüks riski %13.8 (0 faktör) ile %63.1 (3 faktör) arasında değişmekte olup, ailelere danışmanlık ve takip planlaması için basit bir risk sınıflandırma aracı önerilmektedir (model ayrım gücü orta düzeyde, AUC 0.67).
Two new cases of fragile X syndrome without CGG triplet expansion. Clinical-molecular characterization and review of the literature.
Klasik FMR1 CGG tekrar genişlemesi olmadan da Fragile X sendromu fenotipi (gelişimsel gerilik, entelektüel yetiyitimi, davranışsal bulgular) ortaya çıkabiliyor. Tanımlanan iki olguda sırasıyla FMR1 geninde patojenik intronik varyant ve FMR1 geninin tam delesyonu saptanmış, ikisi de gen ifadesini bozarak klasik FXS'e benzer klinik tablo oluşturmuş. Klinik şüphe güçlü olduğunda ve rutin CGG tekrar analizi negatif çıktığında, sekans analizi ve delesyon/duplikasyon taraması gibi kapsamlı moleküler testlerin de düşünülmesi gerektiği vurgulanıyor.
Extended newborn screening using DNA methylation testing for fragile X syndrome in 17,107 infants.
17.107 bebekte FMR1 metilasyon durumuna dayalı (MS-QMA) yeni doğan taraması uygulanmış; hem erkek hem kız bebeklerde işe yarayan bir 1. basamak test olduğu gösterilmiş. İkinci basamak doğrulama testleriyle (EpiTYPER, AmplideX) 2 erkekte kesin FXS tanısı ve 1 kızda tam mutasyon saptanmış; ayrıca 2 kızda FXS yapmayan premutasyon (55-158 CGG) bulunmuş. Bu çalışma, FXS için popülasyon bazlı yeni doğan taramasının teknik olarak uygulanabilir olduğunu gösteren ilk büyük ölçekli çalışmalardan biri ve erken tanı/erken müdahale stratejileri açısından önemli.
Associations of socioeconomic status and nurturing environment with developmental outcomes in very preterm children without sensorimotor impairment: a secondary analysis of the INTACT study.
1500 gr altı doğum ağırlıklı, majör sensorimotor bozukluğu olmayan çok preterm çocuklarda (2148 hasta, 22-31 hafta), 3 yaşındaki gelişim kotasyonu (KSPD ile ölçülen) ile ebeveyn eğitim düzeyi ve grup bakımevi (childcare) kullanımı arasında bağımsız pozitif ilişki bulunmuş; bu ilişki postnatal morbiditelerden bağımsız olarak devam etmiş. En erken gebelik haftası grubunda (22-24 hafta) dahil tüm gruplarda etki gösterilmiş. Bulgular, çok preterm bebeklerin izleminde sosyoekonomik destek ve erken grup bakım ortamının bilişsel/dil gelişimini olumlu etkileyebileceğini düşündürüyor, dolayısıyla taburculuk sonrası ailelere yönelik sosyoekonomik/çevresel destek önerilerinin önemini vurguluyor.
Rationale and study design for the first precision medicine randomized placebo-controlled trial in the 16p11.2 deletion syndrome.
16p11.2 delesyon sendromlu (5-17 yaş) 60 çocuk/gençte, GABA-B reseptör agonisti arbaklofen'i plasebo ile karşılaştıran çok merkezli, çift kör, faz 2 RCT'nin (L16hthouse, NCT04271332) tasarımı yayınlandı. Birincil sonlanım konuşma artikülasyonu (GFTA-3), ikincil sonlanımlar ise dizartri, bellek, motor kontrol ve bilişsel işlevleri kapsıyor. Bu, 16p11.2 delesyon sendromunda yapılan ilk randomize kontrollü ilaç çalışması olup henüz sonuç verisi bildirilmemiştir; sonuçları takip edilmeli.
Prevalence of motor development delay in children with craniosynostosis: a systematic review and meta-analysis.
Kraniyosinostozlu çocuklarda (çoğunlukla non-sendromik, 510 hasta, 8 çalışma) ameliyat öncesi motor gelişim geriliği prevalansı %31 (non-sendromik grupta %36) olarak bulunmuş. Bu, kraniyosinostoz vakalarının yaklaşık üçte birinde bir düzeyde motor gecikme olduğunu gösteriyor ve suture alt tipinden bağımsız olarak preoperatif dönemde standardize motor değerlendirme ile erken multidisipliner müdahale önerilmektedir. Çalışmalar arası heterojenite yüksek (I²=85.8%), bu nedenle bulgular dikkatle yorumlanmalı.
The impact of hypertensive disorders of pregnancy on cognitive outcomes in offspring: Systematic review and meta-analysis.
Gebelikte hipertansif bozukluklara (preeklampsi, gestasyonel hipertansiyon vb.) maruz kalan çocuklarda zihinsel yetersizlik riski %39, düşük Mental Gelişim İndeksi (MDI) riski ise %51 oranında artmış bulunmuş (39 çalışma, 12.5 milyondan fazla anne-çocuk çifti). Buna karşın ortalama IQ puanlarında anlamlı bir fark saptanmamış. Bu bulgu, HDP öyküsü olan annelerin çocuklarında erken gelişimsel tarama ve müdahale programlarının önemini destekliyor; global gelişim geriliği/zihinsel yetersizlik değerlendirmesinde perinatal öykü sorgulamasının değerini artırıyor.
The efficacy and safety of ketogenic diet therapy among adolescents and adults with drug resistant epilepsy: A systematic review and meta-analysis.
Adolesan ve erişkin ilaca dirençli epilepsi hastalarında ketojenik diyet tedavisi (33 çalışma, 1019 hasta) %42.8 oranında %50'den fazla nöbet azalması sağlamış; generalize DRE'de yanıt oranı (%53.4) fokal DRE'ye (%14.4) göre belirgin şekilde daha yüksek bulunmuş. Diyet tipi (KD, MAD, MCT vb.) etkinlik farkı yaratmamış; genel bırakma oranı %20.95 olup çoğunlukla kısıtlayıcılık/uyum güçlüğüne bağlı. Diyetin genel olarak güvenli ve tolere edilebilir olduğu, özellikle generalize DRE'li erişkin/adolesanlarda adjuvan tedavi seçeneği olarak düşünülmesi gerektiği vurgulanıyor.
Investigating the effect of probiotics on seizure-related symptoms in children with medication-resistant epilepsy: a randomized clinical trial.
62 pediatrik ilaca dirençli epilepsi hastasında yapılan triple-blind RCT'de, probiyotik alan grupta hastaların %64.5'inde nöbet sıklığında azalma görülmüş; bu fark plasebo grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş (P=0.007). Normal nörogörüntüleme sonucu olan hastalarda etki daha belirginmiş ve probiyotik kullanımı yalnızca fenobarbital dozunda anlamlı azalmayla ilişkilendirilmiş. Ancak ASM doz ayarlamaları protokolize edilmediği ve bazı karıştırıcı faktörler tam kontrol edilemediği için nedensellik kesin değil; sonuçlar dikkatli yorumlanmalı ve daha büyük çalışmalarla doğrulanmalı.
Optimal perampanel dose as the treatment for refractory partial-onset seizures: Network meta-analysis based on pivotal randomized double-blind clinical trials.
Dirençli parsiyel başlangıçlı nöbetlerde perampanel dozunu karşılaştıran, 4 RKÇ ve 2187 hastayı içeren ağ meta-analizinde: 12 mg dozunda %50 yanıt oranı ve nöbetsizlik oranı en yüksek olsa da, TEAE, bırakma oranı ve düşük retansiyon oranı da 12 mg'da belirgin şekilde artmış. 8 mg ise etkinlik ile tolerabilite arasında en iyi dengeyi sağlıyor. Kanıt kalitesi yüksek olarak değerlendirilmiş ve dirençli POS'ta ilk seçenek olarak perampanel 8 mg, gerektiğinde ikinci seçenek olarak 12 mg önerilmiş.
Efficacy and quality of life outcomes in deep brain stimulation for epilepsy: A meta-analysis and systematic review.
480 ilaca dirençli epilepsi hastasını kapsayan 25 çalışmalık meta-analizde, DBS sonrası ≥%50 nöbet azalması 3-6 ayda %41.6, ≥1 yılda %63 oranında bildirilmiş. Havuzlanmış SUDEP oranı %1 olarak saptanmış. QOLIE-31 skorlarında 3. ve 6. aylarda klinik olarak anlamlı iyileşme (minimal klinik önemli farkın üzerinde) gözlenirken, ≥1 yıl verileri farklı hasta örneklemlerinden geldiği için daha değişken ve dikkatli yorumlanması gerektiği vurgulanmış. Bulgular DBS'in etkili bir tedavi seçeneği olduğunu destekliyor ancak hasta seçimi ve uzun dönem sonuçların optimize edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Deep brain stimulation of the thalamus for intractable epilepsy (FRANCE study): A randomized clinical trial.
VNS tedavisine yanıt vermemiş odaksal/multifokal ilaca dirençli epilepsi hastalarında (n=61), ANT-DBS ile BMT karşılaştırılmış; 12. ayda medyan nöbet azalması DBS grubunda -44%, BMT grubunda -6% olmuş ancak gruplar arası fark istatistiksel anlamlılığa ulaşmamış (p=.09). DBS grubunun %44.5'i, BMT grubunun %27'si ≥%50 nöbet azalması sağlamış; grup-içi analizlerde DBS'in 12. ve 24. aylarda anlamlı nöbet azalması sağladığı gösterilmiş, ciddi DBS'e bağlı yan etki bildirilmemiş. Sonuçlar, VNS'e yanıtsız hastalarda ANT-DBS'in palyatif bir seçenek olarak güvenli ve potansiyel faydalı olabileceğini destekliyor, ancak üstünlük kanıtlanamamış.
Intracranial electroencephalographic connectivity analysis to localize epileptogenic networks: Systematic review and meta-analysis from ILAE Epilepsy Surgery Networks Task Force.
Fokal ilaca dirençli epilepside cerrahi öncesi ağ lokalizasyonunda kullanılan intrakraniyal EEG (iEEG) konnektivite analizinin, standart klinik değerlendirmeye kıyasla nöbet sonucu tahmininde mütevazı ama anlamlı bir katkı sağladığı gösterildi (birleştirilmiş OR=1.36, %95 GA 1.10-1.69). Katkı, özellikle nöbetsizlik oranı düşük olan temporal lob veya lezyonel epilepsi olgularında daha belirgin bulundu. Ancak hiçbir tekil çalışma tek başına anlamlı sonuç veremedi; yazarlar klinik pratiğe geçiş için daha büyük, çok merkezli ve hasta-düzeyinde veri paylaşımına dayalı çalışmalar öneriyor. Şu an için iEEG konnektivite analizi standart değerlendirmenin yerine değil, tamamlayıcısı olarak değerlendirilebilir.
Preoperative predictors of seizure freedom after hemispheric surgery for rasmussen's encephalitis: An individual participant data meta-analysis.
Rasmussen ensefaliti nedeniyle hemisferik cerrahi uygulanan hastalarda (21 çalışma, 158 hasta, IPD meta-analizi), en uzun takipte %77.8 oranında nöbetsizlik sağlanmış. Çok değişkenli analizde daha kısa preoperatif nöbet süresi, uzun dönem nöbetsizliğin bağımsız ve anlamlı prediktörü olarak bulunmuş (HR: 0.54, P=0.044); bu da erken cerrahi müdahalenin sonuçları iyileştirdiğini destekliyor. Preoperatif dil bozukluğu olan hastalarda hem hemisferotomi hem de kısa nöbet süresi daha düşük nüks riskiyle ilişkili bulunmuş. Postoperatif kognitif ve motor sonuçlar hastaların sırasıyla %70.1 ve %85.1'inde stabil veya iyileşmiş; ancak küçük örneklem ve seçim/raporlama yanlılığı nedeniyle bulgular temkinli yorumlanmalı.
Robot-assisted versus frame-based stereoelectroencephalography (sEEG) electrode implantation in drug-resistant epilepsy: a meta-analysis of accuracy, efficiency, and safety.
Sekiz retrospektif karşılaştırmalı çalışmayı (758 hasta) içeren bu meta-analize göre, robot-yardımlı ve çerçeve-bazlı sEEG elektrod yerleştirme arasında derinlik hatası, radyal hata, giriş/hedef nokta hatası açısından anlamlı fark bulunmamış; her iki yöntem de benzer doğruluk ve güvenlik profiline (hemorajik olay, nörolojik defisit, enfeksiyon, teknik komplikasyon oranları) sahip. Robot-yardımlı sEEG'de toplam operasyon süresi (ortalama fark: -32.58 dk) ve elektrod başına operasyon süresi (-6.55 dk) anlamlı derecede daha kısa bulunmuş, ön-implantasyon süresi ve hasta başına elektrod sayısı ise benzer. Bu bulgular, sEEG merkezi seçimi/planlaması yapan hekimler için robotik sistemlerin verimlilik avantajı sağlarken doğruluk ve güvenlikten ödün vermediğini gösteren pratik bir kanıt sunuyor.
Probiotic Supplementation as an Adjuvant Therapy in Pediatric Drug-Resistant Epilepsy: A Double-Blind Placebo-Controlled Trial.
Pediatrik ilaca dirençli epilepside standart antiepileptik tedaviye (valproik asit, okskarbazepin, levetirasetam) ek olarak 6 ay boyunca Lactobacillus acidophilus probiyotik desteği verilmesi, plaseboya kıyasla nöbet sıklığında anlamlı azalma ve QOLCE-55 ile ölçülen yaşam kalitesinde belirgin iyileşme sağlamıştır. Ayrıca probiyotik grubunda serum HMGB1, NLRP3, homosistein ve IL-1β düzeylerinde anlamlı düşüş gözlenmiş, bu da nöroinflamasyonun azaldığını düşündürmektedir. Bulgular, mikrobiyota hedefli ek tedavilerin dirençli epilepside potansiyel bir adjuvan seçenek olabileceğini işaret etse de, sonuçların doğrulanması için daha büyük çalışmalara ihtiyaç vardır.
Repetitive transcranial magnetic stimulation as adjunctive therapy in adult patients with drug-resistant epilepsy-A systematic review and meta-analysis.
12 çalışma (150 hasta) içeren bu sistematik derleme ve meta-analizde, ilaca dirençli epilepsi hastalarında ek tedavi olarak rTMS uygulamasının nöbet sıklığında 4. ve 8. haftada istatistiksel olarak anlamlı ama küçük bir azalma sağladığı gösterilmiş; işlem sonrası hemen ölçümde anlamlı fark bulunmamış. Sık görülen yan etkiler baş ağrısı (%14-33) ve işitme sorunları (%9-14) olarak bildirilmiş; bazı çalışmalarda yaşam kalitesi ve depresyonda iyileşme saptanmış. Kanıt kalitesi GRADE'e göre orta, OCEBM'e göre düşük düzeyde olup, yazarlar daha büyük prospektif çok merkezli çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurgulamış; bu nedenle rTMS seçilmiş hastalarda düşünülebilecek ancak kanıt düzeyi sınırlı bir seçenek olarak değerlendirilebilir.
Comparative efficacy of the classical ketogenic diet and modified Atkins diet in children with drug-resistant epilepsy: A systematic review and meta-analysis.
İlaca dirençli epilepsili çocuklarda klasik ketojenik diyet (CKD) ile modifiye Atkins diyetini (MAD) karşılaştıran bu meta-analizde, CKD'nin >%50 nöbet azalması sağlamada MAD'a göre istatistiksel olarak anlamlı üstünlüğü bulunmuş (OR=0.55). Ancak tam nöbet kontrolü (%100 azalma) ve >%90 azalma açısından iki diyet arasında anlamlı fark saptanmamış. Lipid yan etkileri ve gastrointestinal semptomlar açısından da anlamlı fark yok; MAD'da kusma ve kabızlık daha az görülme eğiliminde ancak istatistiksel anlamlı değil. Bu bulgu, daha kısıtlayıcı olan CKD'nin özellikle belirgin nöbet azalması hedeflenen vakalarda tercih sebebi olabileceğini destekliyor.
Neuromodulation in Refractory Bitemporal Lobe Epilepsy in Adults: A Systematic Review and Meta-Analysis.
Bilateral temporal lob epilepsili (bitemporal) hastalarda VNS, RNS ve DBS'i karşılaştıran bu meta-analizde (20 çalışma, 142 hasta), üç yöntem de nöbet azaltmada etkili bulunmuş ve ortalama nöbet azalma oranları benzer çıkmıştır (VNS %61.7, RNS %67.5, DBS %66.7; p=0.932). Komplikasyon oranları da yöntemler arasında anlamlı farklılık göstermemiştir. Rezeksiyona uygun olmayan bitemporal epilepsi hastalarında tedavi seçiminin etkinlikten çok cerrahi uygunluk, hasta tercihi, komorbidite ve yan etki profiline göre yapılabileceğini destekleyen bir kanıt sunmaktadır.
Factors predicting the response to vagus nerve stimulation (VNS) in pediatric patients with drug- resistant epilepsy: a systematic review and meta-analysis.
Pediatrik ilaca dirençli epilepside VNS sonrası anlamlı nöbet azalması (>%50) oranı ortalama %55 olarak bulunmuş; jeneralize epilepsilerde (%56) fokal epilepsilere (%46) göre daha iyi yanıt saptanmış. Çok değişkenli analizde nöbet başlangıç yaşının daha ileri olması yanıtla pozitif ilişkili tek anlamlı prediktör olarak bulunmuş. Stimülasyon amplitüdü ise çalışmalar arası heterojenliği en çok açıklayan, değiştirilebilir bir tedavi parametresi olarak öne çıkmış — bu da VNS ayarlarının optimizasyonunun klinik yanıtı etkileyebileceğini düşündürüyor.
Non-invasive neurostimulation for drug-resistant epilepsy: systematic review and meta-analysis of effectiveness, safety, and optimal stimulation parameters.
İlaca dirençli epilepside noninvaziv beyin stimülasyon yöntemlerini (rTMS, tDCS, tACS, LI-FUS, tVNS, TNS) karşılaştıran 63 çalışmalık meta-analizde en güçlü etkinlik kanıtı rTMS ve tDCS için bulundu: nöbet sıklığında sırasıyla ortalama %30.2 ve %46.9 azalma, yanıt oranları (>%50 nöbet azalması) rTMS'de %38, tDCS'de %49 olarak raporlandı. tVNS de %49.2 nöbet azalması ile umut verici bulundu ancak tACS ve LI-FUS için yeterli veri yok. Ciddi yan etki bildirilmemiş olup, kanıt kalitesi genel olarak düşük-orta düzeyde ve çalışmalar arası heterojenlik mevcut; bu nedenle cerrahi dışı ek seçenek olarak değerlendirilebilir ama kesin klinik öneri için daha güçlü kanıta ihtiyaç var.
Surgery for epilepsy secondary to vascular insults: A systematic review and meta-analysis of individual patient data.
Vasküler nedenli (inme sonrası) ilaca dirençli epilepside cerrahi sonrası nöbetsizlik, ulegyriye kıyasla iskemik/hemorajik inme etiyolojisinde belirgin şekilde daha yüksek bulunmuş (OR=10.21). Epilepsi başlangıcından cerrahiye kadar geçen sürenin uzaması nöbetsizlik olasılığını azaltıyor (OR=0.93), bu da erken cerrahi yönlendirmenin önemine işaret ediyor. Ayrıca ulegyri hastalarında postoperatif komplikasyon riski iskemik/hemorajik inme grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek bulunmuş. Bu bulgular vasküler etiyolojili dirençli epilepside cerrahi aday seçimi ve zamanlaması konusunda klinik karar vermeye katkı sağlayabilir.
Iatrogenic harm in paediatric and adolescent populations of patients with migraine: A systematic review with meta-analysis.
40 çalışma, 62 alt grup ve 2742 pediatrik migren hastasını içeren bu meta-analizde, profilaktik ilaç kullanan hastaların %30'unda en az bir yan etki bildirilmiş. En sık kullanılan ilaçlar topiramat, propranolol ve sodyum valproat olup; en sık görülen yan etkiler uyku hali, iştahsızlık, yorgunluk ve parestezi. Erenumab en yüksek yan etki oranını gösterirken (RCT'lerdeki daha hassas tespit nedeniyle olabilir), sinarizin en düşük oranı göstermiş. Yazarlar, etkinlik profillerinin topiramat dışında tutarsız olduğunu vurgulayarak, tedavi seçiminde güvenlik profilinin risk/yarar değerlendirmesi için kritik olduğunu belirtiyor.
Cinnarizine vs. topiramate for migraine prophylaxis in children: a randomized, double-blind, parallel-group clinical trial.
96 çocukta (6-15 yaş) yapılan randomize çift-kör çalışmada, cinnarizin (25 mg/gün) ile topiramat (25 mg/gün) 12 haftalık migren proflaksisinde karşılaştırılmış. Her iki ilaç da atak sıklığını ve şiddetini anlamlı şekilde azaltmış, gruplar arasında etkinlik farkı saptanmamış (3. ayda medyan 2 atak/ay, her iki grupta). İştah azalması topiramat grubunda sayısal olarak daha sık görülmüş (%14.6 vs %4.2) ancak istatistiksel anlamlılığa ulaşmamış; cinnarizin, topiramata alternatif bir proflaktik seçenek olarak düşünülebilir.
Randomized controlled trial of intravenous dexamethasone to prevent relapse in the treatment of migraine in a pediatric emergency department.
Çocuk ve adolesanlarda (8-17 yaş) akut migren atağı nedeniyle acil serviste IV kurtarma tedavisi (metoklopramid+difenhidramin) alanlarda, standart tedaviye ek olarak verilen tek doz IV deksametazon (0.6 mg/kg, max 15 mg), taburculuk sonrası 48 saat içinde relaps oranını plaseboya göre azaltmadı (%39 vs %44, fark anlamlı değil). Ağrı skorları, okula/aktiviteye dönüş ve sağlık hizmeti başvurularında da fark saptanmadı. Çalışma düşük güçlü olsa da, bu bulgular pediatrik migren yönetiminde rutin deksametazon kullanımını sorgulatmaktadır.
Fremanezumab in Children and Adolescents with Episodic Migraine.
6-17 yaş episodik migrenli 234 çocuk/adolesanda yapılan RCT'de, aylık subkutan fremanezumab (45 kg altı için 120 mg, üstü için 225 mg) 3 ay boyunca plaseboya göre migren gün sayısını anlamlı azalttı (fremanezumab ile 2.5 gün azalma vs plasebo ile 1.4 gün, fark 1.1, p=0.02). Migren günlerinde ≥%50 azalma oranı fremanezumab grubunda %47.2, plasebo grubunda %27.0 idi (p=0.002). En sık yan etki enjeksiyon yeri eritemi (fremanezumab %9.8, plasebo %5.4) olup, uzun dönem etkinlik ve güvenlik verisi için daha uzun takip gerekiyor.
A Novel Neuromodulation Method for Childhood Migraine: Comparing Noninvasive Pulsed Radiofrequency Therapy With Calcium Channel Blockers, a Randomized Controlled Trial.
60 pediatrik migren hastasında (7-18 yaş), büyük oksipital sinire uygulanan noninvaziv pulsed radyofrekans (NiPRF, haftada bir, 3 seans) tedavisi ile günlük 5 mg flunarizin karşılaştırılmış. Her iki tedavi de baş ağrısı sıklığını, şiddetini ve engellilik skorunu 1. ve 3. ayda anlamlı azaltmış; 3. ayda flunarizin grubu sıklık azalması ve engellilik skorunda biraz daha üstün bulunmuş. Flunarizin grubunda 2 hastada geçici karaciğer enzim yüksekliği görülürken NiPRF grubunda anlamlı yan etki bildirilmemiş — bu da NiPRF'yi güvenli, noninvaziv bir alternatif seçenek olarak öne çıkarıyor. Uzun dönem etkinlik ve protokol optimizasyonu için ileri çalışmalara ihtiyaç var.
Calcitonin Gene-Related Peptide (CGRP) Levels of Children and Adolescents With Migraine: A Systematic Review and Meta-Analysis of Observational Studies.
Sekiz gözlemsel çalışmayı içeren bu meta-analizde, migrenli çocuk ve adolesanlarda kan CGRP düzeyleri kontrollere göre anlamlı derecede yüksek bulunmuş (SMD 1.44, orta kanıt düzeyi); bu yükseklik hem atak sırasında hem ataksız dönemde, aurası olan ve olmayan hastalarda gösterilmiş (düşük-çok düşük kanıt düzeyi). Sonuçlar CGRP'nin pediatrik migrende potansiyel tanısal biyobelirteç ve profilaktik tedavi hedefi olabileceğini düşündürmekte, ancak yazarlar mevcut kanıtın CGRP'yi akut faz tedavi hedefi olarak doğrulamadığını ve yüksek kaliteli longitudinal çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır.
International Headache society evidence-based guidelines on the use of non-invasive neuromodulation devices for the acute and preventive treatment of migraine.
International Headache Society, migren akut ve önleyici tedavisinde non-invaziv nöromodülasyon cihazları için ilk kanıta dayalı kılavuzunu yayınladı. Akut migren atağı tedavisinde SAVI Dual, Cefaly, Relivion ve Nerivio için; önleyici tedavide ise gammaCore Sapphire, Cefaly ve Nerivio için zayıf düzeyde öneriler verilmiş (kanıt kalitesi çok düşük-orta arası). Pediatrik popülasyon, vestibüler migren, kronik migren, menstrüel migren ve ilaç aşırı kullanım baş ağrısı gibi RCT ile yeterince desteklenmeyen alanlar için uzman konsensüs önerileri de geliştirilmiş. Cihazlar genel olarak güvenli, iyi tolere edilebilir ve ilaç etkileşimi olmayan alternatifler olarak değerlendirilmiş; pediatrik migren için bu cihazlar ilaç dışı bir seçenek olarak akılda tutulabilir ancak kanıt düzeyi sınırlı.
OnabotulinumtoxinA for the preventive treatment of episodic migraine: Results from the phase 3, multicenter randomized, double-blind, placebo-controlled phase of the PRECLUDE trial.
PRECLUDE faz 3 çalışması (n=775, 18-65 yaş, erişkin popülasyon), epizodik migren önlemesinde onabotulinumtoxinA 155 U ve 195 U dozlarının plaseboya kıyasla aylık migren günü sayısını anlamlı şekilde azaltmadığını gösterdi. Sekonder sonlanım noktaları (baş ağrısı günleri, %50 yanıt oranı, akut ilaç kullanımı) de anlamlı fark göstermedi. Yan etki profili kronik migrendeki bilinen profille uyumluydu. Sonuç: onabotA kronik migrende etkiliyken epizodik migren için kanıt desteklemiyor; pediatrik uygulamada da bu ayrımın göz önünde bulundurulması önemli (çalışma erişkinlerde yapılmış olsa da EM/CM ayrımı ve tedavi seçimi açısından bilgilendirici).
Childhood Absence Epilepsy with Coexisting Centrotemporal Spikes: Frequency, Electroclinical Course and Prognosis.
276 CAE hastasının %9'unda EEG'de santrotemporal diken saptanmış, ancak hiçbirinde fokal nöbet görülmemiş; bu bulgunun bir EEG özelliği olduğu (klinik fokal epilepsi değil) düşünülüyor. ASM tedavisiyle jeneralize diken deşarjları %95.5 oranında geriliyor, buna karşın santrotemporal dikenler hastaların %59'unda devam ediyor. Nöbet prognozu mükemmel: tüm hastalarda absans nöbetleri kontrol altına alınmış, sadece %16'sı başka bir idiyopatik jeneralize epilepsi tipine evrilmiş. Sonuç olarak CAE'de santrotemporal diken varlığının prognozu kötüleştirmediği, gereksiz endişe yaratmaması gerektiği vurgulanıyor.
Efficacy, tolerability, and EEG lateralization-based predictors of neuropsychiatric adverse events in pediatric SeLECTS treated with perampanel monotherapy.
62 tedavi-naif SeLECTS (Rolandik epilepsi) hastasında perampanel monoterapi ile hastaların %87.1'inde tam nöbet kontrolü sağlanmış; 6. ayda nöbetlerin devam etmesi uzun dönemde kötü kontrolü öngörmüş. Yan etkiler (%32.3, en sık irritabilite ve somnolans) doza bağımlı değil, bazal EEG'deki hemisfer lateralizasyonuyla ilişkili bulunmuş: sol hemisfer/temporal odaklı aktivite irritabilite riskini, sağ hemisfer aktivitesi ise somnolans riskini artırmış. Bu bulgu, tedavi öncesi EEG lateralizasyon profilinin yan etki öngörüsünde biyobelirteç olarak kullanılabileceğini düşündürmektedir.
Efficacy and safety of perampanel as the first medication for children with newly diagnosed epilepsy: a real-world single-center prospective observational study.
Perampanelin ilk monoterapi olarak kullanıldığı 128 çocuk hastalık tek merkezli prospektif çalışmada, 12 ayda genel nöbetsizlik oranı %64.1 bulunmuş; SeLECTS (Rolandik epilepsi) alt grubunda bu oran %78.6 ile non-SeLECTS gruptan (%56.9) belirgin daha yüksek. En sık yan etkiler baş dönmesi, uyku hali ve irritabilite olup çoğunlukla hafif-geçici, yavaş titrasyonla tolere edilebilmiş; 4 mg/gün dozu en yüksek nöbetsizlik oranıyla ilişkili bulunmuş. Bu veriler perampanelin Rolandik epilepside ilk-basamak monoterapi seçeneği olarak etkin ve güvenli olabileceğini destekliyor.
Self-limited epilepsy with centrotemporal spikes (SeLECTS) with spike-and-wave activation in sleep (SWAS): clinical characteristics and electroencephalogram outcomes at the 2-year follow-up.
SeLECTS (BECTS) ve uykuda diken-dalga aktivasyonu (SWAS) olan 111 çocuğun 2 yıllık izleminde, hastaların %57.66'sında SWI %50'nin altına inerek SWAS geriledi. Persistan SWAS ile ilişkili bağımsız risk faktörleri: daha erken nöbet başlangıç yaşı, bilateral EEG deşarjları, yüksek başlangıç SWI değeri, 6 ay standart tedavi sonrası SWI'nin artması ve 6 ay tedaviye rağmen nöbetlerin devam etmesi olarak belirlendi. Bu beş faktörden oluşturulan nomogram yüksek prediktif performans gösterdi (AUC 0.908) ve yüksek riskli çocukları erken tanımlayarak izlem/tedavi kararlarını yönlendirmede klinik açıdan faydalı bir araç olabilir.
Epilepsy and disability in adults with tuberous sclerosis complex: a 16-year retrospective analysis.
180 TSC'li erişkinin (148'i dahil edilmiş) 16 yıllık retrospektif kohortunda, çocukluk döneminde ilaca dirençli epilepsi (DRE), erişkinlikte kalıcı nöbetlerin en güçlü belirleyicisi olarak bulunmuş (OR 4.98). Disabilite (mRS>2) ile başlangıçta spazm (OR 4.78) ve çocukluk DRE (OR 4.65) ilişkili bulunmuş; erişkin başlangıçlı epilepsi nadir (%5.4) ve genelde hafif seyirli. TSC2 mutasyonları daha ağır kognitif ve organ tutulumuyla ilişkili olsa da erişkinlikte nöbet seyrini öngörmüyor. Sonuçlar, çocuklukta erken ve optimize epilepsi tedavisinin erişkin dönem prognozu için önemini destekliyor.
Research of Tuberous Sclerosis Complex (TSC)-Associated Neuropsychiatric Disorders (TAND) in China.
311 TSC hastasında (Çin, iki merkez) yapılan çalışmada TAND bulguları neredeyse evrensel bulunmuş: en sık ruh hali dalgalanması, dil gecikmesi ve dikkat eksikliği görülmüş; formal IQ testi yapılanların %68.4'ünde entelektüel yetersizlik, %22.2'sinde otizm spektrum bozukluğu saptanmış. Çocuklarda dil/öz bakım/dikkat sorunları, yetişkinlerde anksiyete/depresyon daha belirgin bulunmuş. TSC2 varyantı olan hastalarda TSC1'e göre nöropsikiyatrik tablo anlamlı olarak daha ağır seyretmiş (p<0.05), bu da rutin TAND taramasının ve genotipe duyarlı kişiselleştirilmiş yönetimin önemini destekliyor.
Prenatal diagnosis of cardiac rhabdomyoma: implications for predicting tuberous sclerosis complex and guiding perinatal management.
Kardiyak rabdomyom saptanan fetuslerde TSC tanısı için tümör çokluğunun duyarlılığı yüksek (%87,5) ama özgüllüğü düşük (%50) bulunmuş; fetal beyin MRI ise özgüllüğü %100 olup TSC olgularının %89,4'ünde SSS lezyonu göstermiş (bunların %81'i ultrasonda görünmeyen, gizli lezyonlar). Trio-WES, MRI'si normal olan 5 TSC olgusunda patojenik varyant (çoğunlukla TSC2, %85) saptayarak MRI'ye ek tanısal değer sağlamış; TSC2 varyantları subependimal dev hücreli astrositom gibi daha ağır fenotiplerle ilişkili bulunmuş. TSC-pozitif canlı doğan tüm bebeklerde postnatal epilepsi gelişmiş ve gebeliği sonlandırma oranı TSC-pozitif grupta %87,5'e ulaşmış; bu nedenle kesin prenatal tanı için MRI+trio-WES birlikte kullanımı öneriliyor.
Neural crest cell signatures drive tumorigenesis in tuberous sclerosis complex and lymphangioleiomyomatosis.
TSC ve LAM tümörlerinde, nöral krest hücre özellikleri gösteren yeni bir tümör alt popülasyonu tanımlanmış (Sox9, Tfap2a, Spp1, Lcn2, Clu, Krt18 ekspresyonu ile). Bu bulgu, TSC/LAM'ı bir tür "nörokristopati" olarak modelleyen yeni bir mekanistik çerçeve sunuyor ve WNT/SHH sinyal yolaklarının rol oynadığını gösteriyor. LAM hastalarında serum SPP1 ve KRT18 yüksekliği, LCN2 düşüklüğü, geleneksel VEGFD'den bağımsız yeni biyobelirteç adayları olarak öne çıkıyor; bu da mTOR inhibisyonu dışında potansiyel tedavi hedefleri işaret ediyor. Ancak veriler henüz büyük ölçekte klinik doğrulama gerektiriyor, pratik değişikliği için erken aşamada.
Genotype and subependymal lesion burden influence volumetric response to everolimus in tuberous sclerosis complex-associated subependymal giant cell astrocytoma: A 10-year real-world study.
TSC ilişkili SEGA'da everolimus ile tedavi edilen 43 hastalık 10 yıllık gerçek yaşam kohortunda, tedaviye yanıt verenlerde (≥%30 hacim küçülmesi) TSC1 patojenik varyantı non-responderlara göre anlamlı derecede daha sık bulundu (%28.6 vs %4.0). Ayrıca yanıt verenlerde bazal olarak "potansiyel SEGA" olarak tanımlanan büyümeyen 0.5-1 cm subependimal lezyon yükü daha düşüktü (%12.5 vs %55.6). Hastaların hiçbirinde takipte hidrosefali gelişmedi veya cerrahi gerekmedi; bu bulgular genotipe ve bazal görüntüleme yüküne göre tedavi yanıtının bireyselleştirilmiş öngörülmesine olanak sağlayabilir.
Nonlinear dose-response relationship between exercise intervention and executive function in children with autism spectrum disorder: A systematic review and multilevel meta-analysis.
3-15 yaş arası 742 ASB'li çocuğu kapsayan 21 çalışmalık meta-analizde, egzersiz müdahaleleri yönetici işlevleri anlamlı düzeyde iyileştirmiş (Hedges' g=0.64), özellikle bilişsel esneklik üzerinde (g=0.75) belirgin etki görülmüş; inhibisyon kontrolü (g=0.59) ve çalışma belleği (g=0.56) de anlamlı iyileşme göstermiş. Doz-yanıt modellemesi, gözlenen verinin üst sınırına yakın dozlarda en yüksek etkinin öngörüldüğünü ve yaşın etkiyi modere ettiğini gösteriyor. Kanıt kesinliği düşük olduğu için sonuçlar temkinli yorumlanmalı, ancak egzersizin yönetici işlevleri destekleyici bir müdahale seçeneği olarak klinik pratikte değerlendirilmesi makul görünüyor.
Effectiveness and Types of Interventions for Autism Spectrum Disorder: A Systematic Review, Meta-Analysis, and Meta-Regression.
41 RKÇ (n=3008) içeren bu meta-analizde ASB müdahaleleri genel olarak orta düzeyde ve anlamlı bir etki göstermiş (etki büyüklüğü ~0.50, başarı oranı ~%62). Alt grup analizlerinde dijital/teknoloji tabanlı müdahaleler en yüksek etkiyi (0.67) gösterirken, bunu nütrisyonel (0.64), davranışsal (0.63) ve farmakolojik (0.63) müdahaleler izlemiş; fiziksel/uğraşı terapileri görece daha düşük etkili bulunmuş (0.52). Müdahale başlangıç yaşı, bağlam ve çıktı alanı etkiyi anlamlı şekilde etkileyen moderatörler olarak belirlenmiş. Ancak belirgin yayın yanlılığı saptanmış; trim-and-fill sonrası düzeltilmiş etki 0.37'ye düşmüş, bu nedenle sonuçlar dikkatli yorumlanmalı ama dijital müdahalelerin göreceli üstünlüğü klinik pratik açısından dikkate değer.
X-chromosomal genetic variants and haplotype analysis in male cerebral palsy patients: insights into genetic susceptibility and sex-specific risk.
Çinli erkek serebral palsi hastalarında (n=1076) yapılan X-kromozom çapında ilişkilendirme çalışmasında, UTP14A genindeki intronik rs2281277 varyantı SP ile anlamlı ilişkili bulunmuş (OR=0.644). Bu SNV'yi içeren altı varyanttan oluşan bir risk haplotipi (CGTATC), SP riskinde %53.1 artışla ilişkilendirilmiş (OR=1.531). Bulgular, erkeklerde SP'ye yatkınlığın X'e bağlı genetik mekanizmalarla ilişkili olabileceğini düşündürüyor; ancak bağımsız kohortlarda replikasyon ve fonksiyonel doğrulama gerektiriyor, henüz klinik pratiğe doğrudan yansımıyor.
Progress report on new epilepsy treatments: A summary of the Eighteenth Eilat Conference on New Antiepileptic Drugs and Devices (EILAT XVIII). II. Treatments in more advanced clinical development.
Bu derleme, Dravet sendromu için geliştirilmekte olan iki yeni tedavi yaklaşımını özetliyor: ETX-101 (SCN1A-pozitif Dravet sendromu için gen tedavisi) ve zorevunersen (endojen Nav1.1 protein ekspresyonunu geri kazandırmayı hedefleyen antisense oligonükleotid). Her ikisi de hastalığın altında yatan SCN1A/Nav1.1 eksikliğini doğrudan hedefleyen, mevcut semptomatik tedavilerden farklı mekanizma taşıyan ilaçlar olup henüz klinik geliştirme sürecinde. Hekimin, ileride Dravet hastaları için hastalık-modifiye edici tedavi seçeneklerinin gündeme gelebileceğinden haberdar olması önemli, ancak henüz onay veya faz sonuç verisi bu makalede sunulmamıştır.
Monogenic epilepsies exhibit distinct sleep endophenotypes.
SCN1A (Dravet sendromu dahil) ilişkili epilepsilerde insomni, parasomni ve uyku ile ilişkili hareket bozuklukları sık görülüyor ancak formal uyku bozukluğu tanısı hastaların sadece %25'inde konulmuşken %58'i uyku sorunu bildiriyor - yani belirgin bir tanı eksikliği var. Kalıcı nöbetler; uyku bozukluğu tanısı, bozulmuş uyku mimarisi, gece nöbetleri, hipersomnolans ve insomni ile anlamlı ilişkili bulunmuş (OR'lar 1.8-4.5 arası). Bu bulgular, Dravet ve diğer monogenik epilepsi hastalarında rutin takipte uyku sorununun aktif olarak sorgulanması ve tedavi edilmesinin nöbet kontrolü ve gelişimsel sonuçları iyileştirebileceğini öneriyor.
Clozapine for Severe Treatment-Resistant Disruptive Behaviors in Youth with Autism Spectrum Disorder: A Prospective Real-World Interventional Study.
10-17 yaş arası, en az 2 antipsikotik denemesine rağmen tedaviye dirençli ciddi disruptif davranışları olan 31 otizmli gençte klozapin 12 hafta uygulanmış. ABC-İrritabilite skorunda belirgin azalma (32.0'dan 7.4'e), %83.9 yanıt ve %38.7 remisyon oranı bildirilmiş; günlük yaşam becerileri ve bakıcı yaşam kalitesinde de iyileşme görülmüş. Ancak kilo alımı, trigliserit yüksekliği gibi metabolik yan etkiler ve 4 nöbet ile 1 pnömoni gibi ciddi advers olaylar rapor edilmiş; bu nedenle klozapin son basamak seçenek olarak, sıkı izlemle değerlendirilmeli. Kontrollü çalışmalarla doğrulama gerektiği vurgulanıyor.
Disentangling Oscillatory and Aperiodic Neural Activity in Autism: A Spectral Parameterization Analysis of Neurofeedback Intervention.
40 çocukla yapılan RKÇ'de alfa-bant nörofeedback (NFB) eğitimi, kontrol grubuna göre sosyal biliş ve ilişki kurma becerilerinde bakıcı bildirimli anlamlı iyileşme sağlamış. EEG'de spektral parametrizasyon analiziyle, NFB grubunda aperiyodik eğimde dikleşme (nöral gürültünün azalması, inhibitör modülasyonun olası optimizasyonu) ve periyodik alfa gücünde artış ile alfa merkez frekansında hızlanma gözlenmiş; bu fizyolojik değişimler frontal ve oksipital bölgelerde davranışsal iyileşmeyle korelasyon göstermiş. Bulgular, NFB gibi nöromodülatör girişimlerin etkinliğini değerlendirmede aperiyodik/periyodik EEG bileşenlerinin ayrıştırılmasının yararlı bir biyobelirteç yaklaşımı olabileceğini destekliyor.
Transcranial direct current stimulation reshapes the high-speed dynamic Organization of the autistic brain: An EEG microstate and brain network analysis.
52 ASB'li çocukta yapılan RKÇ'de, sol DLPFC'ye yönlendirilen 5 haftalık tDCS uygulaması, kontrol grubuna göre ABC ve SRS skorlarında iyileşme ile birlikte EEG mikrostate paternlerinde (mikrostate A/B artışı, C/D süresinde azalma) ve ağ verimliliğinde değişiklik gösterdi. Mikrostate A oluşum sıklığındaki artış, klinik skorlardaki (ABC, SRS) düzelmeyle özgül olarak ilişkiliydi; bu bulgu tDCS tedavi etkinliğini izlemek için elektrofizyolojik bir biyobelirteç adayı olabilir. Tedaviye yanıtı objektif olarak takip etmek isteyen klinisyenler için ilgi çekici bir bulgu, ancak tekrarlayan çalışmalarla doğrulanması gerekir.
Epidural analgesia in labour and neonatal and childhood outcomes: national population based cohort study.
İskoçya'da ~495.695 gebeyi kapsayan ulusal kohort çalışmasında, doğum sırasında epidural analjezi uygulanmasının neonatal nörolojik morbidite (HİE, nöbet, İVK, PVL vb.), diğer neonatal morbidite, sepsis, düşük Apgar skoru, neonatal mortalite veya çocukluk çağı serebral palsi riskiyle ilişkili olmadığı gösterilmiştir (SP için düzeltilmiş RR 0.80, %95 GA 0.60-1.06). Bulgular yüksek riskli gebelikler, preterm doğumlar ve farklı doğum şekillerinde tutarlı bulunmuştur. Bu sonuçlar, epidural analjezinin serebral palsi etiyolojisinde suçlanmaması gerektiğini ve güvenli bir intrapartum bakım seçeneği olarak yaygınlaştırılabileceğini destekliyor.
Neurological outcomes in extremely preterm infants with periventricular hemorrhagic infarction: clinical and cranial ultrasound findings.
≤28 hafta doğan ve periventriküler hemorajik infarkt (PVHI) gelişen bebeklerde, serebral palsi gelişimini en iyi öngören faktörün PVHI'nin kendisi değil, eşlik eden posthemorajik ventrikülomegali olduğu bulunmuş. Tam terminal ven tutulumu bağımsız olarak mortaliteyi öngörmüş (OR 18.9). Antenatal kortikosteroid eksikliği ve doğumda ileri resüsitasyon PVHI gelişimiyle ilişkili bulunmuş; 15 mm'den büyük infarktlar ve eşlik eden grade III GMH-IVH kötü nörogelişimsel sonuçla ilişkiliymiş. Bu bulgular ekstrem pretermlerde SP riskini değerlendirirken kraniyal ultrason bulgularının (özellikle ventrikülomegali ve terminal ven tutulumu) prognostik değerini vurguluyor.
Ketogenic diet therapies for the treatment of drug-resistant epilepsy in children and adults: A systematic review.
17 RCT'yi (11'i çocuk, 6'sı adölesan/erişkin) inceleyen bu sistematik derlemeye göre çocuklarda ketojenik diyet tedavileri ile %37 oranında nöbet sıklığında ≥%50 azalma sağlanabiliyor (orta kesinlik); ayrıca her 100 çocuktan yaklaşık 6'sında ≥%90 azalma görülebiliyor (düşük kesinlik). Adölesan ve erişkinlerde ise standart tedaviye kıyasla her 100 kişiden 16'sı daha fazla ≥%50 nöbet azalması elde edebiliyor (orta kesinlik), ancak ≥%90 azalma etkisi belirsiz. Yan etkiler açısından çocuklarda anlamlı fark saptanmazken, erişkinlerde kanıt çok düşük kesinlikte; tedaviye uyum her iki grupta da diyet ile biraz daha düşük olabiliyor ve yaşam kalitesi/kognitif-davranışsal sonuçlara dair veriler yetersiz ve heterojen.
Switching from oxcarbazepine to eslicarbazepine in patients with focal epilepsy: A systematic review and single-arm meta-analysis.
OXC'ye bağlı tolerabilite sorunları (özellikle sedasyon, nörovestibüler yan etkiler) olan fokal epilepsi hastalarında ESL'ye geçiş, 7 çalışma ve 312 hastayı içeren bu meta-analizde pragmatik bir strateji olarak öne çıkıyor: tedavi devamlılığı %74, OXC ilişkili yan etkilerin düzelmesi %53.1, somnolans düzelmesi %28.2 olarak bulunmuş. Nöbet yanıtı (≥%50 azalma) %22.1, nöbetsizlik %14.2, tedavi bırakma oranı %15 olarak raporlanmış. Kanıtın gözlemsel niteliği, yüksek heterojenite ve geniş güven aralıkları nedeniyle sonuçlar dikkatli yorumlanmalı, ancak klinik pratikte tolerabilite sorunu olan hastalarda geçiş stratejisini destekleyen ilk toplu veri niteliğinde.
Efficacy and Safety of Perampanel in Patients With Brain Tumor-Related Epilepsy: A Systematic Review and Meta-Analysis.
Beyin tümörüne bağlı epilepsisi olan 382 hastayı içeren 8 gözlemsel çalışmanın meta-analizinde, perampanel ile hastaların %42'sinde nöbet serbestliği, %46'sında nöbet sıklığında ≥%50 azalma sağlanmış. Onkolojik progresyon oranı (%39) perampanel kullanımından bağımsız bulunmuş, yani ilacın tümör davranışı üzerine olumsuz bir etkisi saptanmamış. Yan etkiler hastaların %26'sında görülmüş ve çoğunlukla hafif-orta şiddette, bilinen güvenlik profiliyle uyumlu. Bulgular, AMPA reseptör antagonisti perampanelin BTRE'de semptomatik nöbet yönetiminde (adjuvan tedavi ve palyatif bakım dahil) değerli bir seçenek olabileceğini destekliyor, ancak randomize kontrollü çalışmalarla doğrulanması gerekiyor.
Prognostic factors in vagus nerve stimulation for drug-resistant epilepsy. Results from a systematic review and meta-analysis of the literature.
Dirençli epilepside VNS uygulanan hastalarda yapılan bir sistematik derleme/meta-analize göre; fokal başlangıçlı nöbetler (RR 1.31), belirli cinsiyet (RR 1.14) ve daha erken nöbet başlangıç yaşı (SMD 0.22) VNS'ye daha iyi yanıtla ilişkili bulunmuş. Genetik etiyoloji, epilepsi süresi ve VNS implantasyon yaşı ile anlamlı ilişki saptanmamış. Bulgular, seçilmiş hastalarda VNS'nin daha erken düşünülmesini ve hasta stratifikasyonunda bu faktörlerin dikkate alınmasını destekliyor; ancak yazarlar bu biyobelirteçlerin klinik kullanımı için daha fazla araştırma gerektiğini vurguluyor.
Temporal patterns of neurostimulation efficacy in drug-resistant epilepsy: A systematic review and meta-analysis.
94 kohort ve 4 nöromodülasyon yöntemini (açık-döngü VNS, kapalı-döngü VNS, DBS, RNS) kapsayan bu meta-analizde, ≥%50 nöbet azalması gösteren yanıt oranları zamanla belirgin şekilde artıyor: 3. ayda %38.7, 6. ayda %48.2, 12-18. ayda %59.3, ≥21. ayda %61.8'e ulaşıyor. Cihazlar arası sayısal farklar olsa da, zaman-cihaz etkileşimi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamış; yani tüm modaliteler benzer şekilde 1-2 yıl içinde giderek artan etkinlik gösteriyor. Klinik açıdan önemli mesaj: nöromodülasyon tedavisine erken dönemde yanıt yetersiz görünse bile, hastalara etkinin 1-2 yıla kadar kademeli olarak arttığının anlatılması ve erken dönemde tedavinin sonlandırılmaması gerektiği vurgulanmalı.
Gene burden meta-analysis of 748 879 individuals identifies LGI1-ADAM23 protein complex association with epilepsy.
750.000'den fazla bireyi kapsayan biobank verilerinin (UK Biobank, All of Us, MGB) meta-analizinde nadir kodlayıcı varyant yükü testiyle LGI1 geninin epilepsiyle ilişkisi doğrulanmıştır. Çalışma, LGI1 ile doğrudan protein etkileşimi olan ADAM23 geni için de epilepsiyle ilk istatistiksel kanıtı sunmaktadır (önceki hayvan çalışmaları ve tek bir insan vaka bildirimiyle desteklenen). Ayrıca GABRG2, ATP1A3, HTRA2, KRIT1, STAG1 gibi genlerin epilepsi veya komorbid nöbetli nörolojik hastalıklarla ilişkisi teyit edilmiş; LGI1/ADAM23'ün büyük oranda epilepsiye özgü, KRIT1/TSC1/TSC2 gibi genlerin ise daha sistemik etkilere sahip olduğu gösterilmiştir. Bu bulgular, genetik tanı panellerinde ADAM23'ün aday gen olarak değerlendirilmesi için gelecekte kanıt oluşturabilir.
Efficacy of Levetiracetam in Patients With Pediatric Epilepsy: A Systematic Review and Meta-Analysis.
25 RCT'yi (4070 hasta) içeren bu meta-analize göre levetirasetam (LEV), plasebo/eklenti kontrollü çalışmalarda nöbetsizlik (RD %11) ve yanıt oranını (RD %24,3) anlamlı şekilde artırıyor. Ancak aktif ASM'lerle karşılaştırıldığı monoterapi çalışmalarında LEV genel olarak üstünlük göstermiyor; hatta düşük yanlılık riskli (kaliteli) çalışmalarda aktif karşılaştırıcılara göre dezavantajlı bulunmuş. Yani LEV plaseboya göre etkili ancak yerleşik ASM'lere kıyasla monoterapide üstün olmayabilir, bu seçim yaparken göz önünde bulundurulmalı. Çalışmaların önemli bir kısmı (14/25) yüksek yanlılık riski taşıyor, bu nedenle sonuçlar dikkatli yorumlanmalı.
Cannabidiol Use in Developmental and Epileptic Encephalopathies: A Syndrome- and Age-Stratified Systematic Review and Meta-analysis.
Farmasötik-grade kannabidiol (CBD), Dravet ve Lennox-Gastaut sendromu dışındaki geniş DEE spektrumunda da hastaların yaklaşık yarısında (%49.9) ≥%50 nöbet azalması sağlıyor; ≥%75 yanıt %26.7, nöbetsizlik ise %5.7 oranında görülüyor. Yaş, sendrom tipi, doz, klobazam eş-tedavisi ve takip süresine göre etkinlikte tutarlı/güvenilir bir farklılaşma saptanmadı — yani belirli bir alt grup için üstün etkinlik iddia edilemiyor. Güvenlik profili bilinenle uyumlu (uyku hali, iştah azalması, ishal, yorgunluk, davranışsal değişiklikler; transaminaz yükselmesi özellikle valproat ile birlikte kullanımda). Klinik mesaj: CBD, DEE spektrumunda sendromdan bağımsız olarak makul bir seçenek olabilir ancak hasta seçimini yönlendirecek güvenilir bir alt grup belirteci henüz yok.
Late-onset epileptic spasms: presentation, aetiology and outcome.
12 aydan sonra başlayan epileptik spazmlar (geç başlangıçlı, LOES) sıklıkla miyoklonik epilepsi veya epileptik olmayan bir durumla karıştırılıyor; hastaların sadece %24'üne başvuruda doğru tanı konmuş. Etiyoloji vakaların %95'inde saptanmış: en sık yapısal-malformatif nedenler (fokal kortikal displazi vb, %63), ardından yapısal-edinsel (%13), genetik (%13) ve onkolojik (%6) nedenler bulunmuş. Prednizolon genetik etiyolojili olgularda, vigabatrin ise yapısal-malformatif olgularda daha etkili olmuş; klobazam dışındaki diğer antiepileptikler, VNS ve ketojenik diyet etkisiz kalmış. Cerrahi uygulanan hastaların %86'sında spazmlar durmuş; tek taraflı yapısal-malformatif nedenli hastalarda en iyi sonuçlar cerrahi ile elde edilmiş — bu da geç başlangıçlı spazmlarda erken tanı ve cerrahi değerlendirmenin önemini vurguluyor.
Primary concomitant horizontal strabismus as a clinical biomarker of severity in West Syndrome.
118 West sendromlu hastanın değerlendirildiği bu çalışmada, hastaların %67.8'inde primer konkomitan horizontal şaşılık (çoğunlukla ekzotropya) saptanmış. Şaşılığı olan hastalarda spazm başlangıç yaşı daha erken ve spazm kontrolü için gereken ilaç sayısı daha fazla bulunmuş. Ayrıca şaşılığı olanların yarısında epikantal kıvrım gibi palpebral fissür anomalileri eşlik ediyor. Yazarlar bu göz bulgularının, EEG ve görüntüleme sonuçları beklenirken erken dönemde hastalık şiddetini öngörmede kullanılabilecek klinik biyobelirteçler olduğunu öneriyor.
Early Vigabatrin Treatment Before Seizure Onset Decreased Interictal Epileptiform Discharges Over the Duration of the PREVeNT Study.
PREVeNT çalışmasının bu alt analizinde, tüberoskleroz kompleksli infantlarda spazm başlamadan önce başlanan erken vigabatrin tedavisi, ilk 3 yıl boyunca EEG'lerde interiktal epileptiform deşarj (IED) oranını plaseboya göre yaklaşık %20 azaltmış. Bu azalma özellikle infantil spazm gelişmeyen vigabatrin grubu hastalarında belirgin olmuş (IED oranı %27.7 vs plasebo %41.7). Buna karşın her iki grupta da spazm gelişen hastalarda IED oranı yüksek kalmış (yarıdan fazla EEG'de IED saptanmış), yani spazm gelişimi EEG bulgularını asıl belirleyen faktör olarak öne çıkıyor. Bulgular, TSC'li bebeklerde spazm öncesi erken vigabatrin tedavisinin elektrofizyolojik yükü azaltabileceğini destekliyor.
Real-world effectiveness of highly purified cannabidiol in epilepsy associated with 15q11.2-q13.1 duplication and deletion syndromes: A multicenter study.
15q11.2-q13.1 duplikasyon/delesyon sendromlarında (10'u Angelman sendromu) yüksek saflıkta CBD kullanımını değerlendiren çok merkezli retrospektif çalışmada, ortalama nöbet azalması %55.7 olarak bulundu; hastaların %63.6'sında ≥%50, %18.2'sinde tam nöbet kontrolü sağlandı. Angelman hastalarında özellikle miyoklonik nöbetlerde belirgin azalma gözlendi. CBD genel olarak iyi tolere edildi, yan etki nedeniyle tek başına kesilme olmadı; ayrıca uyku, davranış ve dikkatte iyileşme bildirildi.
Emerging disease-modifying therapies for Angelman syndrome: A comprehensive review for pediatric neurologists.
Angelman sendromunda artık sadece semptomatik tedavi değil, UBE3A antisens transkriptini hedefleyen antisens oligonükleotid (ASO) tedavileri (ION582, GTX-102/apazunersen, rugonersen) gündemde; bu üç aday Faz 1/2 çalışmalarda kavram kanıtı etkinlik gösterdi ve ikisi pivotal Faz 3 çalışmalara geçti. Ayrıca gen replasman tedavisi (MVX-220) tek uygulamalık tedavi potansiyeli taşıyor ancak güvenlik, immün yanıt ve kalıcılık açısından zorluklar mevcut. CRISPR tabanlı gen düzenleme, yapay transkripsiyon faktörleri ve kan-beyin bariyerini geçen yeni ilaç taşıma sistemleri gibi yaklaşımlar henüz preklinik aşamada. Hekimlerin klinik takip ve aile bilgilendirmesi açısından bu gelişen tedavi manzarasından haberdar olması önemli; sonuç ölçüm zorlukları, genotip stratifikasyonu ve uzun dönem güvenlik takibi kritik konular olarak vurgulanıyor.
Heat shock factor 1 signaling: A novel pathway implicated in Rett syndrome pathophysiology.
Rett sendromlu hastaların (hem MECP2 mutasyonlu hem de mutasyon-negatif atipik olgular) beyin doku örneklerinde ısı şoku faktörü 1 (HSF1) sinyal yolunda artış saptanmış; bu artış özellikle şiddetli MECP2 mutasyonu olan hastalarda belirgin. Fare modellerinde HSF1 aktivasyonunun (hipertermi veya farmakolojik indüksiyon ile) nöbet benzeri fenotip ve ölümü artırdığı, buna karşın HSF1 inhibisyonunun motor öğrenme ve genel sağlık açısından fenotipi iyileştirdiği gösterilmiş. Bulgular HSF1 yolağının Rett sendromunda hastalığı şiddetlendiren bir mekanizma olduğunu ve inhibisyonunun potansiyel bir tedavi hedefi olabileceğini düşündürmektedir; ancak bu henüz preklinik aşamada bir bulgudur.
Recent advances in epigenetic therapeutics for Rett syndrome: from mechanisms to clinical trials.
Bu derleme, Rett sendromunun artık statik değil potansiyel olarak geri döndürülebilir bir hastalık olarak görüldüğünü vurguluyor. MeCP2'nin kromatin mimarisindeki rolü (sıvı-sıvı faz ayrışması dahil) ve yeni tedavi stratejileri (otoregülasyonlu gen replasmanı, CRISPR-off/on ile epigenetik düzenleme, X-kromozom reaktivasyonu) tartışılıyor. Mutasyon tipine göre stratifiye tedavi yaklaşımı (genotipe dayalı terapi) öneriliyor ve devam eden klinik çalışmalardaki verilerle birlikte, ilaç dağıtım verimliliği, immünojenisite ve objektif biyobelirteç eksikliği gibi güncel zorluklar özetleniyor. Şu an rutin pratiği değiştirmiyor ancak yakın gelecekteki tedavi seçeneklerini takip etmek için önemli bir kaynak.
Baseline omega-3 nutritional status and supplementation response in pediatric attention-deficit/hyperactivity disorder: a systematic review and biomarker-stratified meta-analysis.
Pediatrik DEHB'de omega-3 desteğinin genel etkisi küçük ve sınırda anlamlı (SMD=0.21). Ancak başlangıçta düşük omega-3 (EPA/DHA) düzeyi olan çocuklarda etki belirgin daha büyük (SMD=0.52), normal/yüksek başlangıç düzeyi olanlarda ise anlamlı fayda görülmemiş (SMD=0.03). Bu, omega-3 desteğinin yalnızca başlangıçta eksikliği olan hastalarda faydalı olabileceğini düşündürüyor; ancak yazarlar bu bulguyu sadece 7 RCT'ye dayandığı ve eşik tanımlarının çalışmalar arası farklılık gösterdiği için hipotez üretici kabul ediyor, henüz biyobelirteç-yönlendirmeli tedavi önerisi yapılamıyor.
Intervention effects of long-term exercise on executive function in children and adolescents with attention-deficit hyperactivity disorder: a three-level meta-analysis of randomised controlled trials.
15 RCT'nin dahil edildiği üç düzeyli meta-analize göre, uzun süreli egzersiz DEHB'li çocuk ve ergenlerde yürütücü işlevleri iyileştirebilir (Hedges' g = -0.52; %95 GA -0.87 ile -0.18; p=0.003), ancak kanıt kesinliği düşük olarak değerlendirilmiştir. Müdahale süresi ve yaş, egzersizin yürütücü işlev üzerindeki etkisini etkileyen moderatör faktörler olarak bulunmuştur, fakat alt grup analizlerindeki az sayıda etki büyüklüğü nedeniyle bu bulgular temkinli yorumlanmalıdır. Bu bulgu, egzersizin DEHB tedavisinde farmakolojik olmayan destekleyici bir yaklaşım olarak düşünülebileceğine dair ek kanıt sağlamaktadır.
Mapping the association between cognitive disengagement syndrome and internalizing disorders: A systematic scoping review with meta-analysis and meta-regression.
CDS (eski adıyla Sluggish Cognitive Tempo), DEHB dikkatsizliğinden yapısal olarak ayrı ama transdiagnostik bir yapı olarak, depresyon (r=0.56) ve anksiyete (r=0.46) ile orta-güçlü düzeyde ilişkili bulunmuş; bu ilişki DEHB inattention kontrol edildikten sonra da anlamlılığını korumuş. Çocuk, ergen ve yetişkinlerde tutarlı olan bu bulgu, CDS'nin özellikle depresyon için gelişimsel bir risk faktörü olabileceğini düşündürüyor. Klinisyenler DEHB'li hastalarda CDS belirtilerini değerlendirirken eşlik eden internalizan semptomlara (özellikle depresif belirtilere) dikkat etmeli; ancak semptom örtüşmesini kontrol eden çalışmaların azlığı nedeniyle klinik yorum sınırlı kalmaktadır.
Combined family-based association and linkage analyses in families affected by attention-deficit hyperactivity disorder.
Bu çalışma, DEHB'li aileleri kapsayan büyük iki kohortta (toplam ~2170 birey) genom-çapında ilişki ve bağlantı analizlerini birleştirerek yeni aday genetik bölgeler tanımlamış: TFRC yakını, GSDME ve TRIM31 içi varyantlar genom-çapında anlamlı bulunmuş. Ayrıca 19p13.2-13.11 bölgesinde anlamlı bağlantı sinyali saptanmış ve önceki çalışmalarla örtüşen bağlantı bölgeleri doğrulanmış. DEHB ile ilişkili genlerin, beynin toplam yüzey alanı ve varsayılan mod-görev pozitif ağları arasındaki fonksiyonel bağlantı ile örtüştüğü gösterilmiş; bu bulgular DEHB'nin genetik-nöral temelini aydınlatmaya katkı sağlıyor ancak henüz doğrudan klinik uygulamaya yansımıyor.
A Telerehabilitation-Based Fine Motor Training Program for Children With Inattentive Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder: Randomized Controlled Trial.
Dikkatsizlik tipi DEHB'li 6-10 yaş çocuklarda (n=66) 12 haftalık, haftada 3 kez 60 dakikalık canlı online (teletıp) ince motor eğitim programı, bekleme listesi kontrol grubuna kıyasla ebeveyn bildirimli dikkatsizlik semptomlarında, inhibisyon kontrolü/bellek/bilişsel esneklik gibi yürütücü işlevlerde ve el becerisi/el-göz koordinasyonunda anlamlı iyileşme sağlamış; etkiler 12. ve 24. haftada sürmüş. Bulgular, ilaç dışı ek bir tedavi seçeneği olarak teletıp temelli motor eğitiminin faydalı olabileceğini düşündürüyor, ancak bekleme listesi kontrol tasarımı ve ebeveyn bildirimine dayalı ölçümler nedeniyle sonuçlar temkinli yorumlanmalı.
A systematic review of the prevalence of ADHD and autism among those experiencing gambling harm.
14 çalışmayı içeren bir sistematik derleme ve meta-analiz, kumar zararı yaşayan bireylerde DEHB prevalansını %24 olarak bulmuş; bu oran genel popülasyondaki %2,58'lik prevalansa göre belirgin yüksek. Sonuçlarda yüksek heterojenite olduğu için tahminlerin abartılı olabileceği belirtiliyor. Klinik açıdan, DEHB'li ergen ve erişkin hastalarda kumar davranışı ve olası zararları açısından tarama/farkındalığın artırılması önerilebilir.
Essential Trace Elements Zinc, Iron, Copper and Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder in Children and Adolescents: A Systematic Review and Meta-Analysis of Case-Control Studies.
46 vaka-kontrol çalışmasının (5515 DEHB, 8166 kontrol) meta-analizinde, DEHB'li çocuklarda serum çinko, demir ve ferritin düzeyleri kontrollere göre anlamlı düşük bulunmuş; bakır düzeylerinde anlamlı fark saptanmamış. Bu fark özellikle 12 yaş altı çocuklarda ve gelişmekte olan ülkelerde daha belirgin. Bulgular, çinko ve demir eksikliğinin DEHB patogenezinde rol oynayabileceğini düşündürüyor; ancak çalışmalar arası yüksek heterojenlik nedeniyle klinik biyomarker olarak kullanım için daha fazla kanıt gerekiyor.
Yeni etki mekanizmalı antiepileptik azetukalner: Faz 3 X-TOLE2 olumlu sonuçlandı
Xenon'un geliştirdiği azetukalner (Kv7 potasyum kanal açıcısı — yeni bir etki mekanizması) fokal başlangıçlı nöbetlerde erişkinlerde yürütülen Faz 3 X-TOLE2 çalışmasında birincil son noktaya ulaştı: 25 mg dozda aylık nöbet sıklığında medyan %53,2 azalma sağlandı (plaseboda %10,4). Nöbetlerinde en az %50 azalma görülen hasta oranı 25 mg grubunda %54,8, 15 mg grubunda %37,6 idi (plaseboda %20,8). İlaç genel olarak iyi tolere edildi (en sık baş dönmesi, baş ağrısı, uyku hali, yorgunluk). Çalışmaya çoğunlukla dirençli epilepsili (ortalama beş önceki ilaç denenmiş) hastalar alındı. Xenon, ABD FDA'ya ruhsat başvurusunu 2026'nın 3. çeyreğinde planlıyor; onaylanırsa azetukalner epilepside ilk Kv7 potasyum kanal açıcı ilaç olacak. Veriler Nisan 2026'daki AAN kongresinde sunulacak. (Erişkin çalışması; araştırma aşamasındadır, henüz ruhsatlı bir tedavi değildir; bilgilendirme amaçlıdır.)
Angelman için ION582 (REVEAL): Faz 3'te ilk kohortun alımı tamamlandı
Ionis'in Angelman sendromu için geliştirdiği antisens oligonükleotid (ASO) tedavisi ION582'nin Faz 3 REVEAL çalışmasında ilk kohortun (Kohort 1) hasta alımı tamamlandı (Temmuz 2026). Angelman topluluğunun görüşleri doğrultusunda tasarlanan REVEAL çalışması, tedavinin etkinliğini ve güvenliliğini değerlendirmek üzere planlandı. ION582, UBE3A geninin normalde susturulmuş olan babadan gelen kopyasını yeniden etkinleştirmeyi hedefler. (Araştırma aşamasındadır; henüz ruhsatlı bir tedavi değildir.)
Rett gen tedavisi TSHA-102: pivotal çalışmada dozlama tamamlandı
Rett sendromu için araştırma aşamasındaki gen tedavisi TSHA-102'nin REVEAL pivotal çalışmasında dozlama tamamlandı. Faz 1/2 Part A uzun dönem verilerinde katılımcıların tamamı ince motor, kaba motor ve iletişim alanlarında en az bir gelişimsel basamak kazandı veya yeniden kazandı; kazanımlar 12 ay ve üzerinde birikmeye devam etti. Genel olarak iyi tolere edildi; tedaviyle ilişkili ciddi advers olay veya doz-kısıtlayıcı toksisite bildirilmedi. (Araştırma aşamasındadır; henüz ruhsatlı bir tedavi değildir.)
Yeni ilaç denemesi: ION337 (ASCEND)
Ionis'in ION337 ilacı için ASCEND çalışması başladı: Dravet sendromlu 2–12 yaş çocuklarda güvenlilik ve tolerabilite değerlendiriliyor. Açık etiketli çalışma hâlen katılımcı alıyor (NCT07531745).
Genetik hedefli tedaviler ilerliyor
SCN1A'yı hedefleyen antisens tedavi (zorevunersen) Faz 3 çalışmada; erken verilerde nöbet azalması ve gelişimsel kazanım bildirildi.
ASO tedavileri Faz 3'te
UBE3A'nın sessiz babadan gelen kopyasını yeniden açmayı amaçlayan antisens tedaviler (GTX-102, ION582) geç aşama çalışmalarda.
İlk ilaç + gen tedavisi
Trofinetid Rett için onaylı ilk ilaç; MECP2 gen tedavileri (TSHA-102, NGN-401) ruhsatlandırma çalışmalarında.
Erken tedavi seyri değiştiriyor
Nusinersen, risdiplam ve gen tedavisi (onasemnogene) ile erken başlanan tedavi sonuçları belirgin iyileştiriyor; yenidoğan taraması kritik.
Dizileme tanı oranını artırdı
Tüm ekzom/genom dizileme, açıklanamayan epilepsi ve gelişim geriliğinde tanı oranını belirgin yükseltti; hassas (kişiye özel) tedavinin kapısını açıyor.
Yeni antiepileptik seçenekler
Senobamat, fenfluramin, kannabidiol ve ganaksolon gibi yeni ilaçlar dirençli epilepsi ve Lennox-Gastaut'ta seçenekleri genişletiyor.

Hakkımda
Prof. Dr. Burak Tatlı
Pediatri Profesörü · Çocuk Nörolojisi & Gelişimsel Pediatri
Prof. Dr. Burak Tatlı; çocuk sağlığı ve hastalıkları, pediatrik nöroloji ve gelişimsel pediatri uzmanıdır. Tıp eğitimini İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin İngilizce programında tamamlamış; Tıpta Uzmanlık Sınavı'nın ardından İstanbul Tıp Fakültesi'nde (Çapa) çocuk sağlığı ve hastalıkları ihtisasını, aynı fakültede çocuk nörolojisi ve gelişimsel pediatri yan dal eğitimlerini tamamlamıştır. Akademik kariyerine yine İstanbul Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak devam etmiş; 2006'da doçent, 2013'te profesör unvanını almıştır. 2017'den bu yana bağımsız özel muayenehanesinde çalışmaktadır. Ayrıca Nörogender Derneği'nin kurucusu ve başkanıdır. Nörogenetik hastalıklar, fetal ve yenidoğan nörolojisi, dirençli epilepsi, serebral palsi, otizm ve gelişim nörolojisi alanlarında özel ilgi ve deneyime sahiptir; güncel bilimsel literatürü yakından takip ederek değerlendirme ve tedavi planlamasını hastaya özel (bireyselleştirilmiş) ve kanıta dayalı biçimde yürütür. Son dönemde özellikle akut ve kronik pediatrik nörolojik regenerasyon alanında yoğun olarak çalışmaktadır. Muayenehanede görülen her çocuğun değerlendirmesini kişisel olarak yürütüp bütünleştirir.
Akademik çalışmalar ve yayınlar
- Türkiye'nin ilk yenidoğan nörolojisi kitabının yazarı
- İlk İngilizce pediatrik epilepsi kitabının yazarı
- İlk pediatrik nöroregenerasyon kitabının yazarı
- 10'dan fazla Türkçe kitapta bölüm yazarlığı
- PubMed'de 70'in üzerinde İngilizce bilimsel yayın
- Google Akademik: h-indeksi 17 · 1.700'ün üzerinde atıf
Hizmet
Tanı ve Tedavi
Epilepsi, baş ağrısı, kas hastalıkları, gelişimsel ve davranışsal sorunlar dahil çocukluk çağı nörolojik durumlarında ayrıntılı değerlendirme ve tedavi.
Daha fazla bilgiHizmet
Gelişim Takibi ve Aile Portalı
Antropometrik ölçümler, gelişim basamakları, aşı takvimi ve ilaç takibi; aile portalı üzerinden çocuğunuzun sürecini bizimle birlikte izleyebilirsiniz.
Daha fazla bilgiUzman ve deneyimli
Çocuk nörolojisi alanında uzun yıllara dayanan akademik ve klinik deneyim.
Bütüncül değerlendirme
Nörolojik ve gelişimsel değerlendirme tek elden yürütülür; gerektiğinde uygun terapi alanlarına yönlendirme yapılır.
Aileyle birlikte takip
Aile portalı ile ölçüm, aşı, ilaç ve gelişim verileri şeffaf biçimde paylaşılır.
Tanı · Takip · Tedavi
Güçlü tanı araçları, sürekli takip, tanıya yönelik tedavi
Tanı Araçları
EEG, MR ve görüntüleme, genetik test ve standart gelişim değerlendirmeleriyle nedeni netleştiririz.
Ayrıntılı bakHastalık Takip Sistemi
Aile portalı üzerinden büyüme, gelişim basamakları, aşı, ilaç ve nöbet takibi — süreç sizinle birlikte düzenli izlenir.
Takip sistemiTedavi
Tanıya yönelik ilaç, rehabilitasyon ve diyet planları; düzenli kontrol ve gerektiğinde uyarlama.
Tedavilere bakAileler neden bizi tercih ediyor
Çocuğunuzun gelişimini önemseyen, bütüncül bir yaklaşım
Deneyimli hekim
Çocuk nörolojisi ve gelişiminde uzun yıllara dayanan akademik ve klinik deneyim.
Bütüncül takip
Tanıdan tedaviye, gelişim takibinden aile eğitimine tek elden süreç.
Bütüncül bakış
Tanı, tedavi ve gelişim tek elden bütünleştirilir; gereken durumlarda ilgili uzmanlara yönlendirilir.
Gizlilik ve güven
Kişisel sağlık verileri KVKK kapsamında güvenle işlenir.
Bütüncül Bakım
Bütüncül değerlendirme ve gerektiğinde yönlendirme
Çocuğunuz muayenehanede Prof. Dr. Burak Tatlı tarafından değerlendirilir. İhtiyaca göre, aşağıdaki alanlarda bağımsız uzmanlara veya merkezlere yönlendirme yapılabilir.
Fizyoterapi ve Rehabilitasyon
Hareket, denge, duruş, kas tonusu ve motor gelişimi destekler. Serebral palsi, kas hastalıkları, motor gecikme ve riskli bebek takibinde sıkça yararlanılır. Bobath (nörogelişimsel tedavi), MAES ve Cuevas MEDEK bu alanda kullanılan başlıca yöntemlerdendir.
Ergoterapi (Duyu Bütünleme)
Günlük yaşam becerileri, duyusal işlemleme, dikkat-regülasyon ve el-motor planlama becerilerini destekler. Otizm, duyusal farklılıklar ve motor planlama güçlüklerinde kullanılır. Uygulamalı Davranış Analizi (ABA) gibi yaklaşımlar da bu alanda uygulanır.
Dil ve Konuşma Terapisi
Dil, konuşma, iletişim ve gerektiğinde yutma güçlüklerine yönelik değerlendirme ve destek sağlar. Konuşma gecikmesi, artikülasyon ve dil bozukluklarında yararlanılır.
Çocuk Gelişimi ve Erken Müdahale
Gelişimsel değerlendirme ve aile merkezli erken müdahale ile bilişsel, sosyal ve gelişimsel alanları destekler. Gelişim geriliğinde ve erken dönemde özellikle önemlidir. DIR/Floortime gibi oyun ve etkileşim temelli yaklaşımlar bu alanda kullanılır.
Psikoloji
Davranış, duygu-durum, uyum ve aile süreçlerine yönelik değerlendirme ve destek sağlar. Davranışsal güçlükler ve uyum sorunlarında yararlanılır. Zeka testleri ve dikkat testleri gibi standart değerlendirme araçları bu alanda uygulanır.
Bu alanlar bağımsız uzmanlarca yürütülür. Muayenehanede tanı ve plan belirlendikten sonra, gerektiğinde uygun alana yönlendirme yapılır. Bu bölüm bilgilendirme amaçlıdır.
Kongreden
Bilimsel kongre konuşması
Prof. Dr. Burak Tatlı — bilimsel bir kongrede "Rejeneratif Tedavi Yaklaşımları" paneli konuşmasından.
Ailelerin sözleriyle
Ailelerin değer verdiği şeyler
Ailelerimizin geri bildirimlerini Google İşletme profilimizde görebilirsiniz.
Google'da değerlendirmelerimizRandevu veya bilgi için bize ulaşın
Çocuğunuzun nörolojik sağlığı ve gelişimi hakkındaki sorularınız için muayenehanemizle iletişime geçebilirsiniz.
İletişime GeçinBu site yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. İçerikler tanı, tedavi veya reçete yerine geçmez; doktorunuzun bakımının yerini almaz.









